HEKİM ALPER AKÇAM

07. 06. 1952 tarihinde Ardahan’da doğdu. Nüfus kaydına doğum tarihi 8 Haziran olarak geçti.

Altı yaşında ikinci sınıftan başladığı ilköğrenimini Ardahan 23 Şubat, Kırıkkale Gürler ve Tınaz İlkokullarında tamamladı. Kırıkkale Lisesi Orta Kısım’da başladığı ortaokulu Ankara Demirlibahçe Ortaokulu’nda bitirdi. Lise öğrenimini Ankara Atatürk Lisesi’nde yaptı. 

1968 yılı girdiği üniversite giriş sınavında oldukça yüksek bir puan aldı. Doğa sevgisi ve Ardahan yaylaları tutkusu nedeniyle orman mühendisliğini yeğlemeyi düşünürken ailesinin arzusu ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kayıt yaptırdı. 

Üniversite yıllarında Sosyalist Fikir Kulübü ve “Talebe Cemiyeti”nde sınıf temsilcisi olarak görev aldı. 

Solcu öğrencilere belge vermekle övünen Anatomi Kürsü Başkanı Prof. Dr. Kaplan Arıncı, Alper Akçam’ı tüm vize ve bitirme sınavları bitene kadar sınav yerinden ayırmadı, numara sırasına göre sınava almadı. İçerideki öğrencilerin takıldığı soruları Alper Akçam’ı içeri çağırarak ona sordu. Ders yılı bitiminde de dersindeki başarısından ötürü zamanın “1000 Temel Eser”lerinden iki tanesini imzalayarak ona verdi. 

1970 yılında bir afişleme sırasında gözaltına alındı. Ertesi gün mahkemede salıverilse de savcının itirazı üzerine tutuklandı. Dört gün Ankara kapalı cezaevinde yattı.

1972 yılında Sağlık Bakanlığı’ndan aldığı burs hiçbir neden gösterilmeden kesildi.

Tıp eğitimini sürdürürken Tıp Fakültesi ve Ankara Numune Hastanesi İlkyardım’larında gönüllü olarak çalıştı. Öğrenciliğinin son yıllarından başlayarak Ankara’daki varoşlarda devrimci öğrenciler tarafından kurulmuş gecekondu derneklerinde ve kış-yaz dinlenceleri için gittiği Ardahan’da etkin olarak hekimlik yaptı. 

1974 yılında Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni Genel Cerrahi Asistanlığı için başvurdu. Yazılı sınavda kendisinden kopya çektiği için kâğıdı elinden alınan sınıf arkadaşı sınavı kazanırken Alper Akçam’ın adı listede 1.yedek olarak yer aldı.

Aynı yıl girdiği Devlet İhtisas Sınavı’nda Genel Cerrahi uzmanlık eğitimini kazandı.

SSK Ankara Hastanesi’nde, 1. Cerrahi Kliniği’nde genel cerrahi ihtisası yaptı. 2. Dünya Savaşı yıllarında Naziler’den kaçarak Türkiyeye’ye sığınmış ünlü cerrah Mailor’un öğrencisi Hüsrev Polat’ın yanında cerrahi asistanı oldu. 

Asistanlığı sırasında hastanedeki devrimci mücadeleye de önderlik etti. Sürekli olarak izlendi, tehditler aldı, en az üç kez ölümle burun buruna geldi. Ankara Tabip Odası’nın çalışmalarına katıldı, yönlendirici oldu.

1978 yılında ihtisası bittikten sonra, can güvenliğini de düşünerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldı. İzmit SSK Hastanesi’nde göreve başlamak üzereyken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hilmi İşgüzar’ın özel emri ile Yalova SSK Dispanseri’ne sürüldüğünü öğrendi. Sürgün olayında, asistanlık yılların sırasında sürdürdüğü devrimci çalışmalardan başka Bakan’a özel yakınlığıyla bilinen bir SSK yönetici düzeyindeki bayanın hastane ilkyardımında çıkardığı olay sonucu, görevli cerrahi asistanının ceza almasına karşı protesto eylemi düzenlemiş olmasının da etkili olduğu açığa çıktı. Bakanla yakınlığı dillerde olan bayan aynı anda hastane ilkyardımına başvurmuş çok sayıda yaralıdan önce kendisiyle ilgilenme önerisini geri çeviren nöbetçi asistana hakaretler yağdırmış ve asistana kınama cezası verilmiş, hakkında genel müdürlük tarafından görevi ihmalden dava açılmıştı. Alper Akçam kendisiyle karşıt siyasi görüşü taşıyor olmasına karşın olayda yerden göğe haklı olan nöbetçi hekimin yanında yer almış ve başhekim dışında tüm hekimlerin imzaladığı bir protesto metnini kaleme almıştı. Alper Akçam, henüz küçük bir sahil kasabası olan Yalova’nın üç beş hekimli günde on on beş hastanın İstanbul’a sevk için başvurduğu dispanserinde ikinci cerrah olarak göreve başlatıldı. Babası Dursun Akçam’ın gazetecilerle birlikte Bakan Hilmi İşgüzar’a yaptığı ziyarette, hekim açığının önemli sağlık sorunlarına yol açtığı bir ülkede ve zamanda genç bir cerrahın bir dispanserde ikinci cerrah olarak çalıştırılıyor olmasının arkasının bırakılmayacağı ve bakanlık karşıtı dava açılacağı bildirildi. Bakan’ın talimatıyla getirilen Alper Akçam’ın dosyasına kırmızı kalem ve büyük harflerle “BÜYÜK HASTANELERDE ÇALIŞTIRILMASI SAKINCALIDIR” yazısının yazılmış olduğu görüldü... Bakanın basınla iyi ilişkiler kurma ve olup biteni olmamış sayma teklifi ile Alper Akçam’a Karabük ya da Ereğli SSK Hastanaleri’nden birisini seçmesi bildirildi. 

Zorunlu askerlik hizmetini düşünen Alper Karabük’ü seçerek 19 Şubat 1979 tarihinde bu büyük sanayi ilçesinin SSK Hastanesi’nde göreve başladı. Hastane ilgilileri o yaşta genel cerrah olunamayacağını düşünerek SSK Genel Müdürlüğü’nden telefonla durumu hakkında bilgi almışlardı.

Karabük’ta çok yoğun bir çalışma içinde buldu kendisini. Aynı yıl çıkarılmış “tam süre çalışma” yasası ile hekimlerin çoğunluğu hastanelerden ayrılıp muayenehanelerini seçmişler ve bölgedeki çoğu hastane kapanma durumuna gelmişti. Gece sabahlara kadar acil ameliyatlar yapıp gündüz akşama kadar yüzlerce hastanın sıra aldığı polikliniklerde çalıştı... Sekiz on saatlik yollardan jiplerle traktörlerle Karabük’e taşınan insanların umudu SSK Hastanesi idi. Genel cerrahi hastaları dışında, zaman zaman Kadın Doğum, Ortopedi, Beyin ve Göğüs Cerrahi hastalarına da müdahale etmek zorunda kaldı. Kürtaj, sezeryan ameliyatları yaptı, kırık sardı, göğüs açtı… Gece gündüz çalışan Demir Çelik Fabrikaları ile yöredeki demir çekme haddanelerinde de iş kazalarının, ölümcül yaralanmaların ardı arkası gelmiyordu. Hastanede kimi günler elliyi aşkın hastanın sabah vizitini ve pansumanlarını yapıyor, poliklinikte iki yüzün üzerinde hasta bakıyordu. Aylık ameliyat sayısı da iki yüz dolayında oluyordu.

Bu karmaşa içinde 1979 Eylül’ünde “askerlik hizmetini yapmadığı” gerekçesiyle Alper Akçam’ın görevine son verildi. Oysa ki, Karabük’e atanması sırasında yaşının daha 26 olduğu, bölgedeki gereksinim nedeniyle askerlik “tecili” isteneceği ve otuz iki yaşına kadar askerlik görevi yapmayacağı bildirilmişti.

Görevden alınan Alper Akçam “tam süre tazminatı” olarak aldığı bir maaş tutarındaki ödeneği kuruma iade etmemesi için hekim arkadaşları tarafından yapılan işgöremezlik raporu verme alma önerisini geri çevirdi. Aldığı ödeneği hastanenin veznesine geri ödedi. Karabük Hürriyet Caddesi’nde muayenehane açarak özel hekimliğe başladı. Süreç içinde para kazanmaya başlaması ve ekonomik sıkıntılarını gidermiş olmasına karşın Karabük’teki iki hastanede de genel cerrah bulunmayışı, birçok yaralının ambulanslarla Ankara’ya taşınıyor olması durumunu gözleyerek 1979 kışında bağlı olduğu askerlik şubesinin bulunduğu Ardahan’a gitti. Ardahan Askerlik Şube Başkanı durumu şaşkınlıkla karşıladı. Görevden alınmış olmasının askerlik durumuyla ilgili olmadığını, başka nedenlerin söz konusu olabileceğini bildirerek Alper Akçam’a ülkenin herhangi bir yerinde herhangi bir kamu kuruluşunda çalışmasında sakınca bulunmadığını bildirir bir belge verdi. 

Alper, Askerlik Şubesi’nden aldığı yazıyla Ankara’ya döndü, SSK Genel Müdürlüğüne başvurdu. Elinde çalışmasında sakınca bulunmadığını bildiren resmi yazıya karşın göreve iade edilmeyeceği, ancak Karabük Demir Çelik Fabrikaları’nda yetkili sendika Çelik-İş Başkanlığı’ndan göreve dönmesinin uygun olacağına ilişkin bir yazı getirmesi durumunda durumun değerlendirileceği bildirildi. Söz konusu sendikanın genel başkanı bir süre önce otomobilinin bagajında on iki adet otomatik silahla yakalanmıştı; sendika, silahlı sağ eylemcilere her türlü desteği veren bir politika izlemekteydi, birçok saldırı, patlama ve siyasi cinayetle ilgili şüphelerin odağındaydı. Sendikanın genel başkanı, ziyaret saatleri dışında ziyaret için başvurduğu bir zaman diliminde nöbetçi hekim olan Alper Akçam tarafından Karabük SSK Hastanesi’ne alınmamıştı. 

SSK Genel Müdürlüğü koridorlarındaki tartışmalar uzadı ve Alper Akçam’ın sabrı sonunda taştı… 

Alper, Yönetim Kurulu Üyelerinin ve kurum yöneticilerinin odalarının önünde bağırıp çağırmaya, kendisiyle görüşmemek için kapılarını kapatan bürokratların kapılarına saldırmaya başladı… Yapılanların hesabını soracaktı… Bu ülke, Karabük’ün hekimsiz ve yoksul insanları bu kadar sahipsiz değildi. Odacılar, çaycılar tarafından sakinleştirilmeye çalışılarak Genel Müdürlük yapısının dışına çıkarıldı.

Karabük’e döndü Alper… Sabah sekizi çeyrek geçe çalan ev telefonundan Ankara’dan gelen telefon emriyle göreve iade edilmiş olduğu bildirildi. 

Aralık 1980 tarihine kadar Karabük SSK Hastanesinde yoğun bir hekimlik hizmeti verdi.

15 Aralık 1980 tarihinde Mamak’ta askerlik eğitimine başladı. Mamak’taki binaların sıkıyönetim mahkemelerine dönüştürülmesi üzerine eğitimleri Etimesgut’taki 28. Tümen içinde camları kırık, tuvalet giderleri tıkalı bir binada devam etti.

Şubat 1981 tarihinde kurayla atandığı Erzincan Askeri Hastanesi’nde göreve başladı. Babası ve kardeşi Taner aranıyor, küçük kardeşi Cahit ise üç aylık bir işkenceden sonra Mamak Askeri Cezaevinde tutuklu bulunuyordu. Alper Akçam hakkında da sık sık dosyalar hazırlanarak ordu komutanlığına, Org. Selahattin Demircioğlu’na başvuruluyor, tutuklanması isteniyordu. Aynı tarihlerde, Erzincan’da başlayan Artvin ve Fatsa Dev-Yol davalarında işkence bilirkişisi olarak görüşlerine başvuruluyordu. Mahkemede işkence iddialarının kabul edilmesi üzerine bazı soruşturma görevlileri açığa alındılar. Aralarında jandarma subayları ve polis yetkililerinin bulunduğu açığa alınanlar Alper Akçam’ı tehdit etmeye başladılar. Ancak 3. Ordu Komutanlığı’ndaki yetkili bazı makamlar Alper Akçam’a sahip çıktılar; askerlik hizmetini “takdir belgesi” alarak ve askerde kalması önerisiyle bitirdi. 

1982 İlkbaharı’nda Karabük SSK Hastanesi’nde yeniden göreve başladı. 1996 yılı sonbaharına kadar Karabük’te kaldı. SSK sorunlarıyla ilgili çalışmalar yaparak genel müdürlük ve bakanlık yetkililerine sundu 1991 yılında Başhekim Yardımcılığı verildi. Dört yılı aşkın süre bu görevde kaldı. Bu süre içinde, personel sıkıntısı çekmekte olan ve iş yükü altında bunalmış hastane tepeden tırnağa temizlendi, yenilendi. Hastanedeki hizmet anlayışı değişti… Üniteler arasında tam otomasyonlu bilgisayar ağı kuruldu, Alper Akçam’ın sorumluluğunu aldığı “merkezi yatış” uygulaması ile hastane yatakları her an denetlenir duruma geldi, olası acil hastalar için yatak ayrılması sağlandı. 

1996 yılında SSK Bursa Hastanesi’ne atandı. Bir süre sonra beş arkadaşıyla birlikte Bursa Acemler’de “Cerrahi Tanı ve Tedavi Merkezi”nin kuruluşuna katıldı…

Mayıs 1998 tarihinde ATV’ de Savaş Ay'ın yaptığı A Takımı programında kamu hastaneleri ve özellikle SSK hastaneleri haksızca eleştirilmiş, daha sonra o zaman SSK Genel Müdürü olan Kemal Kılıçdaroğlu da bir sonraki programa konuk edilmiş ve kendisine çok fazla söz hakkı verilmeden SSK hekimleri aşağılanarak eğlence konusu yapılmıştı. Alper Akçamın hemen ertesi günlerde Cumhuriyet gazetesi 2. sayfada yayınlanan “Sizi Leş Kargaları!” başlıklı yazı Türkiye Tıp ve Basın Dünyasını ayağa kaldırdı. Ülkenin dört bir yanında hekimler imza toplayarak Alper Akçam’a destek iletileri gönderirken kimi basın kuruluşları da Alper Akçam aleyhine dava açmaya hazırlanır. 

Yazı şöyleydi: 
"Sizi Leş Kargaları"

Gelen iletilerden bazıları şöyleydi: 
Trabzon’dan bir Hekim 
SSK Trabzon Hastanesi 
SSK Antalya Hastanesi 
GATA'dan gelen bir mektup

Hekimlik yaşamı boyunca Ankara, Zonguldak, Bursa Tabip Odaları’nda görevler aldı. Karabük’te bulunduğu süre içinde Türk Tabipleri Birliği Temsilcisi olarak İşyeri Hekimliği uygulamasını yürürlüğe koymaya çalıştı.

2000 yılı Temmuz ayında emekli olarak hekimlik hizmetini genel ve özel çalışmalarda noktaladı… Tam süre edebiyatla uğraşmaya başladı.