MÜCADELE İNSANI

Babasıyla birlikte Ardahan’a giderken Erzurum’da katıldıkları TÖS toplantısı faşitlerin taşlı sopalı saldırısına uğrar… Toplumsal eylemlilik ile ilk karşılaşması 12 yaşındayken karşılaştığı bu olay sayılabilir… 

Ankara Atatürk Lisesi öğrencisi iken, Kıbrıs mitingleriyle, yürüyüşlü, sloganlı alana geçiş başlamıştır. 

Sıhhıye’deki Atatürk Lisesi’nden çıktığı bir gün 28 Nisan mitingine yönelik bir saldırının tanığı olur. 27 Mayıs öncesi gençlik olaylarını anmaya yönelik Sıhhiye’deki 28 Nisan mitingine kamyonlardan boşalan eli sopalı, kazma kürekli kalabalıklar saldırmıştır. Gösteriye katılmış kızlı erkekli üniversiteli gençlerin al kana bulanmış beyaz gömlekleri belleğinden hiç silinmeyecektir… Daha sonra bu eylemin Süleyman Demirel’in bilgisi içerisinde, Adalet Partisi Ankara örgütünce tezgâhlandığını, inşaatlardan para ile toplanan işçilerin gençlere saldırtıldığını öğrenecektir. 

Tıp Fakültesi öğrencisi olduğu 1968 sonbaharı ile birlikte toplumsal eylemlilikte yeni bir dönem de açılmış olacaktır. 

1968: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyalist Fikir Kulübü üyesi...

1969: Fakülte Öğrenci Cemiyeti’nin sınıf temsilcisi… Sınıf temsilciliği, 12 Mart 1971’e kadar sürecek…

1969: Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun genel yönetim kurulu üyesi… Başkan Atila Sarp…

1969 yılı. Anatomi Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Kaplan Arıncı solcu düşmanı olmakla ve solculara belge vererek okuldan atmakla öğünmektedir. Alper Akçam’a, dersindeki başarısından ötürü 1000 Temel Eser’e ait iki kitabı imzalayıp verirken “Bu solcu, başka bir solcu” diyecektir…

1970 Nisan: Kızılayda afişlemede gözaltına alınma... Ellerindeki afişte “Emperyalizme Karşı/ İşçi Köylü/ Gençlik/ Asker Omuz Omuza” diye yazmaktadır. Yenimahalle girişindeki toplum polisi merkezinde (o sıralar bindikleri yandan açık kasalı kamyonlar gazoz taşıyan araçlara benzetildiğinden toplum polisleri ‘Fruko’ diye anılmaktadırlar) falakalı işkence. Elli metre karşılıklı sıra olmuş polislerin arasından geçerken öldüresiye dövülme... Yere düştüğünde bir sivil polis üzerine kapanarak potinli tekmelerden onu koruyacaktır. Polis Merkezi girişinde bir polis müdürü, önce çocuk sayılacak bu genci bu kadar dövdükleri ve ağzını burnunu kanattıkları için polislere çıkışacak, sonra da, kendisi attığı şiddetli tokat ve yumruklarla onu yere düşürecektir. İçerideki polis tuvaletinde ağzının burnunun kanını temizlerken, bir polisin uzattığı beyaz mendil unutulamaz. 

Falakadan sonra kızarmış ve şişmiş ayaklarıyla soğuk suyun akıtıldığı bir duş yerine götürülürler. O suda gezerken sırtına binmiş bir sivil polis, “Ben Gölebertli’yim, sudan mümkün olduğu kadar geç çık” diyecektir (Gölebert, Alper’in köyü Ölçek’e komşu köydür) Sudan çıktıktan sonra arkadaşları şişmiş ayakları nedeniyle ayakkabılarını giyinemezken Alper’in öyle bir sorunu olmayacaktır. 

60 kişiyle paylaştığı nezarethanede ayakta duracak yer bulmak bile zor. Arada kimi öğrenciler dışarı çağrılıp yeniden falakaya yatırılmaktadır. Sigara içmediğini öğrenen nezarethane arkadaşları müthiş bir şaşkınlık geçireceklerdir. Devrimciliğin ana öğelerinden birisi de Birinci sigarası içmektir…

Ertesi gün öğlen sonu götürüldükleri mahkemeden salınma…

Bir gün sonrası sabahın erken saatinde evin kapısına dayanan polisler tarafından yeniden Emniyet Sarayı’na götürülme… Savcı salınmaya itiraz etmiştir; salınanlar için verilmiş tutuklama kararı yerine getirilmiş...

Ankara Ulucanlar Cezaevi’nin 8. Koğuş’unda dönemin gençlik lideri Yusuf Küpeli ile tanışma.

Kullandığı araçla bir çocuğun ölümüne neden olmuş ABD’li tutuklu Coni ertesi gün cezaevinden tahliye edilince, Yusuf Tüpeli ve diğer devrimci gençlerin hışmından kurtulamaz. Çağrıldıkları cezaevi müdürü odasında, müdür, yaşı küçük olan Alper’in ayrımına varır. Tıp fakültesi ikinci sınıf öğrencisi olmasına karşın 18 yaşını doldurmamıştır; yasa gereği sübyan koğuşuna atılması gerekmektedir. 

Yusuf Küpeli ve yanındakiler müdüre bu nedenle de postayı koyacaklar, Alper’i yeniden yanlarına alacaklardır. 

3 gün sonra Avukat Halit Çelenk ve Kars’tan dönmüş babası Dursun Akçam’ın devreye girmesi ile tahliye edilir.

Elinde afişle yakalanmış cezaevi arkadaşları “Askeri İsyana Teşvik”ten askeri mahkemede yargılanacaklar, Alper de olayın tanığı olarak Deniz Gezmişler’in savcısı olacak Baki Tuğ tarafından sorguya çekilecektir. 

Cezaevinden çıktıktan kısa bir süre sonra Tıp Fakültesi Morfoloji binasını basan ülkücülerin kaçarken gözünün önünde Dr. Nejdet Güçlü’yü öldürmeleri… 

12 Mart 1971 muhtırası sonrası çeşitli sorgulamalar… Muhtıradan sonraki ilk birkaç günü çağrıldığı ülkücü arkadaşlarının evinde geçirmiştir. Anadolu’dan gelen bu arkadaş grubu ile aylardır ilişkidedir. Birlikte bağlama çalıp türkü söylemekte, din konusuna girmemek koşuluyla siyasal tartışmalar yapmaktadırlar.

Daha sonra bu evdeki arkadaşları sosyal demokrat bir düşünce yapısına geçmeyi yeğleyeceklerdir.

1973 yılı: Sağlık Bakanlığı hiçbir gerekçe göstermeden Alper Akçam’ın bursunu kesmiştir.

1974 yılı, 6. sınıf öğrencisi Alper, Tuzluçayır’da devrimcilerin kurduğu bir dernekte hasta muayenesine başlar. Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın görüşlerini taşıyan arkadaşlar ve onun kitaplarıyla yakın tanışıklık; Türkiye Sosyalist İşçi Partisi Altındağ İlçe üyeliği…

Pahalılık ve İşsizlikle Mücadele Derneği (PİM) üyeliği…

Dışkapı SSK Hastanesi 1. Genel Cerrahi Kliniğinde başlayan uzmanlık eğitimi; bir yandan Kuşcağız’da kurulan dernekte siyasal dersler, hekimlik çalışmaları…

TSİP’ten ayrılma ve kopuş…

PİM yerine kurulan İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği üyeliği…

Hastanede Devrimci Sağlık İş örgütlenmesi çalışmaları… Alper’in başlattığı geniş katılımlı okuma grupları, hastane çalışanlarına yapılan faşist saldırılardan sonra hastane bahçesinde yüzlerce kişiyle protesto gösterileri. SSK Ankara Hastanesi’nin devrimcileri siyasi grup farklılıklarını eylemlilik içerisinde gözardı edebilmekte, birlikte davranmaktadırlar…

1976 yazı; Ardahan Ölçek köyünde orman kesimi kararına karşı mücadele… Önceleri kesimde çalışıp para kazanmak isteyen köylüleri onun bilinçlendirmesi ile kesime karşı birleşecekler ve çetin bir mücadele başlayacaktır (Geçmiş Bir Zamandı adlı roman…) 

1974-75-76-77-78: Ankara Tabip Odası’nda yoğun örgütlenme çalışmaları. Geniş katılımlı hastane toplantıları; özlük hakları için eylemler; ATO (Ankara Tabip Odası Bülteni)’da yazılar, baskı için matbaalarda mürettiplerle sabahlama.

SSK Ankara Hastanesi genel cerrahi asistanı, bir gece sabaha karşı Keçiören’deki afişleme sırasında polis baskınına uğrayan grup ile birlikte yakalanır. Kendisini yakalayan bekçiye hastane kimliğini gösterir, erkenden hastaneye gidip ameliyata gireceğini söyleyerek yakayı sıyırır. 

İzlenmeler, tehdit edilmeler… Mahalle derneklerindeki toplu sünnetlerde cerrahi deneyimi… 

İhtisas bitimine yakın “Alper Ankara’yı terk etsin, başına iş gelecek” uyarıları… Hangi mahalleye hangi saatte girip çıktığı, giyindiği gömleğin, pantolonun rengi annnesine dolaylı olarak bildirilmekte, dost bir ses uzaklaşmasını önermektedir.

Hastane acilinde çıkan bir olayda kendisiyle aynı görüşü paylaşmayan bir cerrahi asistanına SSK Genel Müdürlüğü ve hastane yönetiminin verdiği cezaya karşı Alper imza toplar, başhekim dışında tüm hekimlerin katıldığı bir protestoyu örgütler…

Bu olaydan sonra Genel Müdürlükteki dosyasına kırmızı kalemlerle “Büyük Hastanelerle Çalışması Sakıncalıdır” notu düşülecek, uzman olduktan sonra atandığı İzmit SSK Hastanesi’nde göreve başlamadan önce Yalova’daki küçücük dispansere ikinci cerrah olarak sürülecektir. 1979 yılı Şubat’ında Karabük SSK Hastanesi’nde göreve başlama; Eylül 1979’da askerliğini yapmamış olduğu gerekçesiyle, hekim yoksunluğu içinde kıvranan fabrika kentinin SSK cerrahı olarak görevden alınma.

Kış ortası gittiği Ardahan Askerlik Şubesi Başkanlığı’ndan aldığı “çalışmasında sakınca yoktur” yazısına karşın göreve döndürülmeme… Genel Müdürlük koridorunda gerilen sinirler; yönetim kurulu üyeleri ve müdürlük yetkilileriyle bağrış çağrış mücadele sonucu telefon emriyle göreve geri dönme… 

1981 yılı Erzincan Askeri Hastanesi sakıncalı Tbp. Asteğmeni… Alper’e çevresindeki tüm asker kökenli hekimler sıkça ve açıkça uyarılar yapmakta, yakın izlenme altında olduğunu bildirmektedirler. Bu arada Erzincan’da görülmekte olan Artvin ve Fatsa Dev-Yol davalarına uzman hekim olarak çağrılmakta, işkenceyle ilgili olarak görüşü alınmaktadır. Bu davalar sırasında işkence yaptıkları nedeniyle haklarında soruşturma açılan kimi görevliler tarafından tehdit edilecek, ancak 3. Ordu Komutanlığı’nın devreye girmesi ile aynı kişiler Alper’den özür diyeceklerdir…

Askerlik sonucu yeniden Karabük’e dönüş… Karabük Demirspor ve Esnafspor’da lisanslı futbolculuk, Karabükspor yöneticiliği, SSK Hastanesi Koruma Derneği yöneticiliği, Refah-Yol iktidarı dönemide Karabük Atatürkçü Düşünce Derneği kurucu yönetim kurulu üyeliği… Karabük Demirspor’da hem kulüp başkanı, hem takım kaptanı, kimi zaman da çalıştırıcı… 

Türk Tabipleri Birliği Zonguldak Tabip Odası’nın merkez konseyi delegesi, Karabük’te TTB Temsilciliği… Gece sabahlara kadar ekmek parası için sendikasız, sigortasız çalıştırılan hadde işçilerine yardımcı olma çabaları… İşyeri Hekimliği uygulaması, iş güvenliği için çalışmalar…

1996 yılında Bursa geçişi… Sanat, edebiyat çevreleri ile yakın ilişkiler. Bursa Kültür ve Sanat Vakfı Edebiyat Kurulu üyeliği… 6., 7., 8. Bursa Edebiyat Günlerinde etkin yöneticilik…

2000 yılı, Süzgeç ve Kemal Gültekin ile gazetecilik. Ardahan’da yayınlanan Kemal Gültekin’e ait gazetede Ardahan’a dışarıdan otlakları yıkıma uğratan koyun sürülerinin, Kafkas arısını yozlaştıracak arı kovanlarının getirilmesine karşı çıkış. Ölçek Köyü çevresinde, emekli albay Ahmet Acar tarafından Iğdırlı koyun sürülerine kiralanmış sarıçam ormanlarında çobanlar tarafından çam fidanları doğranmakta, koyunlara çit yapılmaktadır. Kalaşnikoflu çobanlar sürüleri köylülerine ait tarlalara da sürmekte, sürülerin getirdiği hastalıklar yörede büyükbaş hayvanlar arasında salgın hastalıklara, kırımlara yol açmaktadırlar. Ahmet Acar, Kenan Evren’in sınıf arkadaşıdır, 12 Eylül faşist darbesinden sonra Denizli’de Belediye Başkanlığı’na atanmıştır. Dönemin Ardahan Jandarma Alay Komutanı da Ahmet Acar’ın öğrencisidir.

Süzgeç gazetesi baskı ve tehdit altında yayınlarını sürdürmektedir. Alper Akçam’ı aramak için köye gelen jandarma birliği köyde bulunan anne ve babasını da almak isteyecek, ancak köyde bulunan bazı aydınların uyarısı ile vaz geçilecektir. 
 

 

 

Alper Akçam tarafından Masalsı adlı romanda konu edilmiş olaylar mahkemeye de yansıyacak, Ahmet Acar’ın savcılığa yaptığı “suç duyurusu” ile zamanın 301’i olan 169. maddeden yargılanmasını istediği Alper, “basın yoluyla hakaret”ten iki yıla yakın yargılanacaktır. Sonrasında ise Ankara Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Nevzat Toroslu’nun örnek bilirkişi raporu ile aklanma…

Aynı zamanda koyun kaçakçılığı ve yasadığı birçok olaya da yol açmış dışarıdan gelen koyun sürülerine karşı Jandarma Genel Komutanlığı önlem alacak, Ardahan’a dışarıdan sürü getirilmesi bir süre için yasaklanacaktır.

2000 yılı Temmuz ayında SSK Bursa Hastanesi'nden emekli olan Alper Akçam aynı yılın sonbaharında bir grup arkadaşının çağrısı ile CHP'ne üye olarak Osmangazi İlçe Yönetim Kurulu'nda görev aldı. Çarşamba günleri yapılan ve Alper'in önerisi ile çok kısa tutulan yönetim kurulu toplantılarından sonra düzenli mahalle toplantıları, kahve söyleşileri düzenlendi. CHP Osmangazi İlçe örgütü kısa zamanda arı kovanı gibi çalışmaya başlamıştı. Yönetimin ana ilkesi "politikada çıkar ve makam peşinde olmamak" ve "halkın yaygın bir şekilde siyaset alanına çağrılması, parti yönetim ve denetiminde katılımcılık" idi... Bu çalışma dönemi yalnızca altı ay kadar sürdü ve ilçe örgütüne büyük bir canlılık getirmiş yönetim kurulu, delege seçimlerinin yapılacağı bir dönemde, CHP Genel Merkezi tarafından il yönetimi ile birlikte görevden alındı. Alper Akçam'ın CHP serüveni de burada noktalanmış oldu...

2003 yılı baba Dursun Akçam’ın tanı konmuş akciğer kanseri nedeniyle eşlik edilen iki aylık ölüm yolculuğu; Ankara’ya dönüş…

Ardahan’da Dursun Akçam Ormanı ve Dursun Akçam Kültürevi yapımı için çalışmalar… Proje çiziminden yazılı belgelerin içeriklerinin hazırlanmasına, kültür ve sanat günlerine giden yeni bir yol.

2005 yılı 1. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri ile Kültürevi’nin açılışı…

2006 yılı: Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı. 

2., 3., 4. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri.

2006 yılı Yeni Kuşak Köy Enstitülüleri Derneğıi Ankara Şube kurucu üyeliği.

9 Mart 2008: Yeni Kuşak Köy Enstitülüleri Derneği Ankara Şube Yönetim Kurulu Başkanlığı…