S 222: Entelektüel ilgiden korkmak ve onu en hafif deyimiyle duraklatıcı saymak 30 yıllık yazınımızda köycülüğe ve popülizme yol açmış…
227; 1940’larda ilericiliğin, hatta daha açıkçası solculuğun ‘alameti farikası’ köy romanının savunulması
228: Ama ilkel bir üretim tarzından kaynaklanan ve onlara denk düşen toplumsal ilişkiler içinde doğmuş bir yazınsal biçim ve biçemin daha gelişkin ilişkileri iletilmemeye uygun olup olmadığı sorunu üzerinde yeterince durulmadığı anlaşılıyor (Dino’nun).
378: Köy Enstitüleri köyü pasifize etmek için kuruldu.
237: Tarihsel perpektifin yitirilmesinde ve geçmişin çözümleme düzleminden çıkarılmasında, harf ve dil devrimlerinin başlıca rolleri olduğu kesin.
İnci Aral, 4 Ocak 2011 Tarihli Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde Necati Cumalı’yı anlattığı “Ay Büyürken” başlıklı yazısında şöyle diyor:
“Yazar, toplumsal konulara önem vermekle birlikte kaba bir toplumcu gerçekçilik çizgisine hiç düşmemiştir. Köy edebiyatı kalıplarına yüz vermeyişi, köylüyü kusur, zaaf ve erdemlerini abartmadan yazması, ‘Cumalı’yı özgün kılmış, yazarlığının estetik düzeyi ise adını parlak bir çizgiye taşımıştır.”
Sormak gerekir “İnci” hanıma, bu “köy edebiyatı kalıbı” nasıl oluyor. Ya da Necati Cumalı gibi orta sınıf bir Balkan geleneğinden gelen Necati Cumalı ile “köy edebiyatı”nın ne ilgisi olabilirdi?
Köyü yazan bir edebiyatın estetik dışı olacağını kimden duymuştu?
Sözgelimi, Kaplumbağalar, ya da “Yoz Davar”da estetik yok mudur?
Aynı yazısında incilerini döktürmeyi sürdürüyor yazarımız: “Cinsellik, toplumsal edebiyatın ihmal ettiği bir konuydu”
Biz de, “İnci” hanımımızdan en kaba “toplumsalcı” yazından bir iki örnekle bu tezini örneklemesini istesek…