GÜLE GÜLE GÜZEL İNSAN GÜLE GÜLE CANIM KARDEŞİM…

Başak Kurbanoğlu ile 2008 yılı sonbaharında kendisini kızına adamış örnek bir insan olan annesinin arkadaşı Figen Çetiner aracılığıyla tanışmıştık sanırım. Narin, içi sevgi dolu, duygulu bir genç kızdı. Doğuşundan başlayarak “Kistik Fibrozis” adı verilen ve geriye dönüşü olmayan yıkımlar bırakan bir hastalığı da taşıyordu. Bilgisunar siteleri kurulumu, güncellenmesinde, etkinlik tasarımlarında birlikte çalışmaya başlamıştık. Kısa sürede ısındık birbirimize. Başak, Dursun Akçam ve Alper Akçam sitelerinin kurulumları, güncellenmeleri, söyleşi ve imza günlerinin, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şubesi, Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı etkinliklerinin tanıtımları dışında bilgisayar kullanımı konusunda da benim elim ayağım, en yakın dostum oldu. Yıllarca birlikte çalıştık, geceli gündüzlü iletişim içinde olduk. YKKED Ankara Şubesi’nin onursal üyesi yaptık Başak’ı… Dursun Akçam Kültür Sanat Günleri katılımcı belgesi aldı. 
O tertemiz yüreğini, elindeki tüm olanaklarını ve sağlıklı olduğu tüm zamanları benim için, uğruna savaştıklarım için adamıştı. Ben de tüm yazılarımı onun adıyla dağıttım, sosyal ortama sundum. Çoğu kez benim yerime o gönderici oldu. 
Sık sık hastalanıyordu Başak. Arka arkaya akciğer enfeksiyonları, pankreas atakları geçiriyordu. Hastanelere yatıyor, çok uzun süreler iletişim dışı kalıyordu. Son yıllarda oksijen tüpüyle göbek bağı kurmak zorunda kalmıştı. Aylardır yoğun bakımdaydı. Kendisine geldiği son günlerden birinde annesine sıkı sıkı tembih etmiş, beni aramasını, kendisini merak etmememi söylemesini istemiş.
Aylardır onun çok ağır hasta olduğunu bilmeme rağmen son güne kadar dostlarımla, basınla ve çevremdekilerle paylaştığım tüm yazılarda geleneği bozmadım. Başak Kurbanoğlu’na yazılmıştı tüm makalelerim, şiirlerim, denemelerim. 
Bundan sonra neden yazayım ki Başak? Şiirin de öykünün de denemenin de romanın da tadı kaçtı. 
Senden sonra ne anlamı kalıyor anlam kuracağım diyen sözlerin?
Beni büyük bir yas içinde bırakıp ayrıldın dünyamızda Başak. İnan ki içim kan ağlıyor. Sen kadar güzel bir insanı, temiz yürekli bir dostu bir daha bulabilir miyim, bilmiyorum… 
Sensizlik çekilir gibi değil Başak. Ya şimdi kime yazacağım yazılarımı, kim hazırlayacak tanıtım posterlerimizi, kim ben geri zekâlıya bilgisayar kullanımıyla ilgili yol göstericiliği yapacak…
Sensiz çok yavan hayat Başak... Sensiz çok acı…
Başak Kurbanoğlu’nun yanımızdaki son anlarını 27 Temmuz (bugün) ikindi namazından sonra Ankara Karşıyaka Cami ve Mezarlığı’nda yaşayacağız; onu oradan sonsuzluğa uğurlayacağız. 
Işıklar içinde ol güzel insan. Gülümsemeni göğüs etimde saplayarak yaşayacağım senden sonra…

Yıldızlar yoldaşın olsun!