KAPLUMBAĞALAR’DA KARNAVAL

“Kaplumbağalar”, Köy Enstitülü yazarlardan Fakir Baykurt’un en önemli yapıtlarındandır. 1967 yılında ilk baskısı yapılmış olan roman 1962-1966 arasında dört yıllık bir süreçte yazılmıştır. Romanda, İç Anadolu’daki Alevi Tozak köylülerinin toplumsal sistem ve kıraç doğayla kavgalarının öyküsü yer almaktadır.    

Köy Enstitülü yazarlardan Ümit Kaftancıoğlu’nun yapıtlarında daha da ayrıntısıyla izlediğimiz Alevi yaşam biçimi, Sünni inançlı köylerle karşılaştırıldığında, Şaman toplumuna ait öğelerin daha yoğun gözlenebileceği şenlikçi bir yapıdadır. Yalnızca dağlık bölgelerde yaşayan Yörüklerde, kimi Türkmen boylarının kurduğu köylerde ve Kuzeydoğu Anadolu’nun çok kültürlü, göçebe kültürünü koruyan yörelerinde Alevi yaşam biçimi benimsenmiş olmasa da, bu genellemeyi bozan, canlıcı ve çoğulcu kan toplumu geleneklerinin sürdürüldüğü görülür.

Baykurt’un kendisi Alevi kökenli olmamasına karşın, romanını bir Alevi köyüne taşımış, yazınsal gücünü, kaynağını aldığı grotesk halk kültürüne, şenlikçi öğelere, karnavalcı yaklaşıma daha yakın durabilme olanağını yakalamıştır. Kaftancıoğlu’nun “Dönemeç” adlı öykü kitabındaki Ulgar öyküsünde yaptığı gibi, Baykurt da Alevi ve bağnaz Sünni köylülerin yaşama bakışlarını karşılaştırır. Oğlunun düğünü için komşu Sünni köye üzüm almak için giden Pat Ali’nin üzümden şarap yapacağını öğrenen üretici köylü üzümünü ona satmaktan vazgeçmiştir.

Alevi Tozak köyünde ise şarap zemzemden bile üst tutulur.

Pat Ali’den alışverişin öyküsünü öğrenen Kır Abbas’ı bir gülme alır. “Elinde o kadar bağ var da, bir fincan şarap sıkıp içmiyor! Yanayım dürzünün aklına!

Gene attı elini kulağına (Kır Abbas bunu sıkça yapar)

 

Zemzemi terk edip geçelim deye

Helali haramdan seçelim deye

Mukaddes şarabı içelim deye

Cenaballah mahsus selam eylemiş” (Kaplumbağalar, s 36)  

 

Fakir Baykurt’un Kaplumbağalar adlı yapıtını Rönesans edebiyatının kurucusu sayılan Rabelais romanında grotesk halk kültürü, Dostoyevski yazınında çokseslilik üzerine çözümlemeler yapan Mihail Bahtin’in çalışmalarından yararlanarak değerlendirdiğimizde, Köy Enstitülü yazarların Anadolu halk kültürünün yenidendoğuşunda oynamış oldukları rol bir kez daha aydınlanmaktadır.