OLA BİR TÖRELİ DUR DA, BEGEFENDİ AĞIZ TADİYNEN DÖGSÜN!

Bizim yörelerde anlatılan bir anı ya da fıkradır.
Sonbahara yakın, çevre otlaklar biçildiğinde, ot azaldığında, ya da canımız öyle çektiğinde malı otlatmak için ormana girerdik. Serin serin eserdi ormanın içi. Kuşlar öter, çam dalları üzerimizde kol gererdi… Seslerimiz yankılanır giderdi. Türküler söyler, elimizdeki kamış ya da kaz kanadından düdükleri çalar düdükleri çalar, bar tutardık. Sesimizin yankısıyla oynardık. 
Horozgözü, jolo, çigelek toplar, genç fidanlardan (pic) hasıl değenekler keserdik kendimize.
Göçebe geleneğinde, orman, yalnızca kesilip barınak üstü örtülecek, yakılacak bir kullanım nesnesidir. Köylümüzün avucunun içi, baltasının ucu kaşınırdı ormanın yakınından geçerken. Zamanın en üst düzey devlet memuru sayılan “baki”, ya da “bakici”, yani orman koruma memurlarına görünmeden ağaç kesip taşımak her yiğit köylünün "erkişi" görevleri arasındaydı.
Sarıçam ormanlarının yöre tarım ve hayvancılığında, ekolojik dengesinde, yurt ve dünya geleceğinde ne kadar önemli olduğu gerçeği, daha sonraki öğrenim ve bilinçlenme yıllarımızda ortaya çıkacaktır.
Rivayet olunur ki, bir baba oğul ormana mal otarmaya girmişler. Orman memuru da gelivermiş üstlerine. Baba erken davranıp kaçmış uzağa. Orman memuru atının üzerinde, çocuklukla ilk gençlik arasında görünen oğlunu kovalamaya, elindeki kalın at kamçısıyla vurmaya başlamış. Çocuk da kendini kamçıdan korumak için eğiliyor, kolunu siper edip kaçmaya çalışıyormuş. Orman memuru küfür edip kovalıyormuş çocuğu. Baba da arkadan izliyor… Çocuk acar, cıva gibi… “Baki” bir türlü istediği gibi oturtamıyor kamçıyı… Öfkesi de azalmıyor.
Bir yandan da mal ormana dağılıp gitmiş. Baba ne yapacağını şaşırmış.
“Ola” diye bağırmış oğluna, “bir töreli dur da begefendi ağız tadiynen döğsün!”


Ülkemizde son zamanlarda yaşanan olaylara, yasa dinlemeyen saray inşaatlarına, gazetecilere öldüresiye meydan dayağı attıranlara, sonra da bu şehir eşkıyalarını sokaklarda ellerini kollarını sallayarak gezdirirken hukuk adına cübbe giyenlere, yüzden fazla insanın ölümüne yol açan patlamalardan sonra basının karşısına geçip biz miting alanında önlem almıştık gerisi ilgilendirmez diye açıklama yapanlara karşı dayağı zindanı iflası göze alıp seslerini çıkarmaya, dişle tırnakla kendilerini ve yaşadıkları coğrafyayı korumaya çalışanları gördükçe benim de haykırasım geliyor:

“Ola bir töreli durun da, begefendi ağız tadiynen döğsün…!”