NOEL NE YILBAŞI NE

Müslüman’ın kutladığının Noel değil Yılbaşı olduğunu bilir de bilmezden gelir…
Noel’in kökeninin de Asya, Anadolu'daki adının Nahıl olduğunu, ta İslam, Hıristiyanlık, hatta Musa öncesine, Frigyayılar’a kadar gittiğini görmez; görmek istemez…
Amacı üzüm yemek değil zaten bağcı dövmek…
Bu yıl başını türbanla bağlamış bacılarımızı da sürdüler sokağa. Onlar ki, yarım metre bezi takınca, ne bilim kalır, ne fen; ne de kültür; her şeyi bilirler. Anlamını bile bilmedikleri kara kaplıya bakınca, açık kalp ameliyatı yapmaya soyunurlar. 
Keşke biraz merak etseler, keşke biraz sorgulayıp sonra çıksalar o meydanlara, birilerinin oyuncağı olmaktan kurtulsalar... 
Yılbaşı kutlamaları, ilkel toplumlardan bu yana, tüm dünyada mevsimsel bir kuttöre, özel bir ritüel olarak yaşatılmıştır. Kışın yarılanmış olduğunu, günlerin artık uzadığını muştulayan bu ritüelde, yüzlerce yıl öncesinden beri Anadolu’da, Köse, Saya, Arap oyunları düzenlenir, ateşli, kılık değiştirmeli, şölen sofralı şenliklerde ayrı kültürlerin içinde yaşayan tüm halklar birlikte eğlenirdi. Metin And’ın Oyun ve Bügü adlı araştırma kitabından yılbaşından birkaç gün önceye denk düşen günlerde (25-28 Aralık gibi...) yılbaşı kutlamalarının Erzurum köylerini de içermek üzere Anadolu’nun birçok yöresinde yakın zamanlara kadar yapılageldiğini anlamaktayız. Artvin, Posof ve Ardahan köylerinde 31 Aralık gecesi yılbaşı kutlamaları yapıldığına ilişkin derlemeler de vardır (Mehmet Çokal, Artvin’in Madenler Köyünde Yılbaşı Karşılaması; Gülali Aydınoğlu, Poshof’un Yaylaaltı Köyünde Yılbaşı, Türk Folklor Araştırmaları, sayı 127, 1960, anan: P. Naili Boratav, 100 Soruda Türk Folkloru, s 285.) 
“Kış yarısı”, yılbaşı ya da değişik adlarla kutlanan dönemsel bayram için Anadolu’da değişik tarihler kullanılmaktaydı. Söz gelimi, Divrik’in Çamşıklı köylerinde Kış Yarısı Bayramı 15 Ocak’ta kutlanmaktadır (Feyzullah Çınar’dan alıntılayan Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Anadolu Folkloru, s 284). Yakın tarihlere kadar, 24 Aralık-15 Ocak günleri arasındaki değişik günlerde şenlikler düzenlenirdi. 
Tarih konusunda Hıristiyan Batı dünyasında da tam bir birlik yoktur. Katolik ve Protestan kiliseleri İsa’nın doğum günü olarak 25 Aralık’ı kabul ederken Ortodoks Kilisesi için bu tarih 7 Ocak’tır.”
Yeryüzünü çıkar savaşlarıyla kana, ateşe, açlığa, yoksulluğa, karamsarlığa, karanlığa sürükleyen azınlık oligarşileri, bilinç bulanıklıklarını kullanarak, din istismarcısı işbirlikçileri aracılığıyla özellikle de eğitimsiz kitleler içinden saldırgan, kin ve nefret üzerinden siyaset yapan birlikler kurarak insanlığı baskı altında tutmayı başarıyor. 
İnsanlık kültürüyse, birbirine elini uzatarak, paylaşarak, oyunla, gülmeceyle, barış, dostluk, kardeşlik, dünyayı başkasının gözüyle görebilme erdemliliğiyle direnmeyi sürdürüyor. 
Kutlamayan kutlamasın. Kasvetinde, kahrında kalsın, kendi kendine, herkese ve her şeye sövüp dursun…
Şimdiden, tüm insanlığın yeni yılı kutlu olsun…