AH HALKIM AH!

Erken Cumhuriyet dönemi kültür eğitim politikalarını derinliğine araştıran ve o döneme yönelik liberal eleştirilere yanıt niteliğinde bir içerik taşıyan Anadolu Rönesansı adlı yapıttan sonra adımı Kemalist’e ya da Ulusalcı’ya çıkardılar. Yine de vazgeçmedim Şarkiyatçı Batı düşüncesinin yönlendirdiği, ayağı ülke toprağından kopuk kimi aydın zortlamalarıyla didişmekten.
Din istismarcılığıyla sürüklendiğimiz karanlık bir gidişte, böylesi aydın değerlendirmelerini görmek, dostunun bir tek gülünden yaralanmış, ölüm yolundaki Pir Sultan’ın çektiklerinden daha ağır geliyor insana…

Dönün baştan sona yeniden yeniden okuyun ki, halkımız nasıl reddetmiş seküler yaşam tarzını! Emperyalist Batı’nın Doğu veya Şark tarafında en başta yer alması gereken kültürel özellik, Arap bezirgânlığı yörüngesinde yürütülen Siyasal İslam olmalıdır. Halktan söz ediyorsanız hemen yanına bu özelliği de yamamak zorundasınızdır. Doğulu bir toplumun, laiklikle, sosyal demokrasiyle, sosyalistlikle, hatta milliyetçilikle bir ilgisi olamaz! Bu nedenle de sükeler yaşam tarzı da o halklara yakışmaz…
Sanki halkımız kapatmıştır Köy Enstitüleri’ni, sanki “hararet nardadır sacda değildir / keramet baştadır tac’da değildir / her ne arar isen, kendinde ara, kudus’ta mekke’de hac’da değildir” diyen Hacı Bektaşlar, “Cehennemde yanasım gelir” diyen Yunuslar, Şeyh Bedreddinler, Pir Sultanlar bu halkın içinden çıkmamıştır; Türkiye sokaklarını imam hatiplerle dolduran, bir elde Kuran parti nutukları atan, el kadar kız çocuklarının başını kapatan, küçücük erkek çocuklarını emperyalist servislerle dirsek temaslı vakıflarda bademleyen de halkımızdır… 
Ah halkım ah; neden İngiliz ajanı, saltanat ve hilafet destekli hoca kılıklı Rahip Frular yerine şaşırıp Mustafa Kemaller’i tercih ettin, Anadolu halk kültüründeki çoğulluğu seküler öğeleri bilimci kuramsallaştırmalarla donatan Pertev Naili Boratav, Metin And, İlhan Başgöz gibi halkbilimcileri yetiştirdin; neden kız oğlan el ele tuttun Sis Dağı’nın başındaki horonlarda… Neden  seyirlik köylü oyunlarında, Koç Katımı’nda, Kaz Kesimi’nde, Erfene’de, Kışyarısı kutlamalarında, Karagöz’de, Orta Oyunu’nda, Keloğlan’da, Köroğlu’nda, Nasreddin Hoca’da sana ait olmayan bir kültürü kabul ettin?
Ah halkım ah! Yatacak yerin yok senin!...