SİZ KAZANDINIZ

SİZ KAZANDINIZ…

 

Sabahın ve ülkemin üstüne düşmüş derin sessizliğin, yorgunluğun, köklerde ve yapraklarda parıldayan terin, dağlara çökmüş pusun, gökyüzünü kaplamış bulutların derinliği ve enginliği içinde düşünüyorum. 
Benim güzel insanlarım; gözlerinizden, seslerinizden, yüreklerinizden öpüyorum sizi. Şartları hiç eşit olmayan bir mücadeleden çıktınız… Devletin tüm olanaklarının, parayla tutulmuş ekranların, bilgisiz beyin yıkayıcı konuşmacıların, trilyonlar harcanmış tanıtımların, dağı taşı, sokakları, binaları donatmış pankartların, hayır kazanırsa yoksulluk yardımlarından emekli maaşlarından olacaklarına inandırılmış kandırılmış yığınların karşısına çıktınız; neredeyse çıplak elle, dişle, tırnakla direndiniz... 
Sakın kırılmayın, birbirinize ve hayata darılmayın. Yalnızca doğru bildiğini savunan insanların iyi niyetle yer aldığı bir cephede herkes elinden geleni yaptı; günah keçisi aramayın... 
Siz kazandınız; rengine, diline, siyasi inancına, tarihi yanılgısına bakmadan, iyiyi güzeli doğruyu savunan herkesle kucaklaştınız… Büyük mesafeler aştınız. Bu ülkede yurttaşlık bilincinin, çok renkli, çok sesli bir zenginlik olarak bir arada yaşayabilmenin olanaklarını kurdunuz…

Her türlü kötülüğe karşı yiğitçe gerdiniz göğsünüzü; yiğitçe direndiniz; gerçekten de inanın ki, siz kazandınız. Aldırmayın görünen erkin kimin elinde olduğuna, kimin hiç durmaksızın buyurduğuna…
Siz buyaramayanların ve kimseye buyurmak istemeyenlerin, tutunamayanların, sesi ve rengi geride bıraktırılanların kavgasında şanla şerefle yer aldınız… 
Bakın; iyi okuyun bu sabahı… Aklını kullanmayı beceren, hayat mücadelesinden iyi kötü başarıyla çıkan tüm şehirler, bulvarlar, sokaklarda sizler çoğunluksunuz, sizler varsınız.
İyi bakın yanınızdan geçen insanlara; bundan daha sevgiyle dolu olacak yüreklerimiz; daha hoşgörülü olacağız birbirimize karşı; daha sıkı bir dayanışma içinde yaşayacağız. 
Sakın kırılmayın ve hayata küsmeyin; sımsıkı sarılın sevdiklerinize, toprakta, havada, suda uç veren genç filizlerinize…
Yaşamın gelecek aydınlık günleri, sevginin, iyiliğin, güzelliğin, doğruluğun filizleri sizin ellerinizde, sizin güzel yüreklerinizde büyüyecek.
Şimdi sımsıkı sarılın sevdiklerinize, sımsıkı sarılın insanlık içir çarpmayı sürdürecek güzel yüreklerinize.
Sizlerle birlikte yaşıyor olduğum için, kendimi dünyanın en mutlu insanı olarak duyumsuyorum şu an.
Evet; ağlayın, ağlayın… İnsansınız ve ağlayacaksınız. Ama asla kırılmayın, hayata darılmayın…
Bugün, bu ülkede özgürlük ve insanlık tohumları atmış güzel insanların, Tonguç Baba’nın, onun kavruk Anadolu çocuklarının kurduğu Köy Enstitüleri’nin 77. Kuruluş yıldönümü aynı zamanda… 
Sımsıkı sarılın sevdiklerinize… Bir daha ve yeniden doğalım küllerimizden…
Ellerinizden, gözlerinizden, o güzel ve onurlu yüreklerinizden öpüyorum sizi. 
Siz kazandınız…

 

17 Nisan 2017, Alper Akçam