KOŞARIM

KOŞARIM…


koşarım / yoksul yamalığı gibi yamaçlarda
tarlalar boyunca koşarım
renk renk yaban çiçeği / altın sarısı / kehribar parıltısı
başaklar ışıltısınca koşarım
taşarım tüm zindanlarından yeryüzünün
tüm prangalarını kırar / tüm duvarlarını yıkar
tüm perdelerini yırtar koşarım
aşarım en ıssız bozkırlarını / en dipsiz koyaklarını Anadolu’nun
Kür boylarında / ala nurcalar fırlarken kar sularından
Bülbülan’dan / Ulgarlar’dan / Kısırlardan / Toroslardan taşarım
Arpaçay’da al duvaklı bir gelin toyunda
Kiziroğlu’nda alapaça bir at binmiş / Mustafa bey donunda
Bolu beylerine kafa tutarım / yoksul / yiğit bir goroğlu / Köroğlu soyunda
“Hoca Nasreddin gibi ağlar / Bayburtlu Zihni gibi gülerim”
Bektaşi kolunda / Karagözler solunda 
riyakâr Hacivatlara basarım tokadı
türküler düşmez dudaklarımdan
kara toprağı Veysel’in / eksilmez tırnaklarımdan
arpa / buğday / güzlük / korunga / fi / zegerek / ekerek
sabahtan akşama / kol kola / tırpan çekerek
çelik ışıltısına terler dökerek
kara kotan gibi yararım gortları
hakoz hakoz gezerim / gün yanığı yanakları
çatlamış dudakları / horavel söylerim / hotaklar yanında
yastığım çimli çiçekli bir toprak parçası
altımda nenemden kalma eski bir hasır
geceler boyu / yıldızlı göklere bakar yatarım
tezek dumanı tüter bacalarımdan 
kırk parçaya bölerim bir tek bazlamayı
helvalar kavururum yollarıma / kara trenlerde kapkara
gurbetlere çıkarım 
15 / 16 Haziranlarda greve durmuş bir işçi
Silahtar’da / Rami’de / Demirdöküm’de / tersanelerde / zincirleri kırarım
köprüde balık ekmek gibi kokarım
rüzgâr etekli kızlar gibi gezerim / sokaklarda
hayata hayat katarım tezgâhlarda / gece gündüz fabrikalarda

ne durmak gelir içimden / ne vurup kafayı uyumak
koşarım koşarım / ey sevgili / dağdan taştan / dereden tepeden
bütün mekânlarından evrenin / bütün anlarından zamanın
ben hep sana koşarım / ben yalnız sana koşarım…

 

18 Eylül 2017, Alper Akçam