ANADOLU RÖNESANSI ÜZERİNE

~~
21 Nisan 2020 Facebook sayfası…

 

Sinan Kayaligil  (Prof. Dr. ODTÜ emekli)
Dün, 13:44 •
Bir yılı aşkın süredir dura dura, sindire sindire okudum. Kolay değil 150 kadar kaynakçaya (aralarında Engels'den Horkheimer'a, Toynbee'den Huntington'a, Bahtin'den Berkes'e araştırmacıların, Tanpınar'dan Pamuk'a edebiyatçıların her biri deve dişi gibi sayısız yapıtı) dayalı kaleme alınmış 33 inceleme-deneme. Sular seller gibi akıcı bir dille yazılmış, ama her paragrafında, her alıntısında "Hele dur bir düşüneyim, ben ne bilirdim ki?" diye hızla yol alan aklınıza hafifçe fren yaptıran 543 sayfa.
Önce söyleyeyim: bu bir tarih kitabı değil. Cumhuriyetîn ilk yılları ve Köy Enstitüleri kronolojisi hiç değil.
Kemalizmi, milliyetçiliği, CHP'nin o -bence- tartışmalı ikinci 15 yıllık 1939-54 dönemini, tepeden inmecilik mi, devrimcilik mi ikirciklerini, İnönü'nün, Saraçoğlu'nun, Peker'in devlet ve siyaset adamlığındaki köşeli tavırlarını ve bunlar gibi konuları merak ediyor, üstelik sağlam bir düşünce yapısından gelen yorumlar eşliğinde değerlendirmek istiyorsanız, bu düşünce yazıları bire bir.
Alper Akçam Hocam düşüncesini ilmik ilmik örerken alıntılar yapmayı seviyor. İki üç sayfa geçmiyor ki Dr. Kıvılcımlı'dan (25 atıf), Mihail Bahtin'den (18 atıf), Berkes'ten (58 atıf) bir şeyler görmeyesiniz. Romanlardan ve edebiyat araştırmacılardan alıntılar daha da bol. Fakat hiçbir alıntısı, söylemek istediğinin dolayımlı, anakronik, konjonktürel bir gerekçesi değil. Hani ikide bir siyasetçiler olur olmaz yerde diyor ya "Açık ve net!", onlar gibi değil, hemen her dayanağı su gibi berrak ve nesnel bakılınca ilintili. Elbette yeni sorular uyandırmıyor, başka bilgilere dönmeyi gerektirmiyor değiller. Ben, bildiğim yedi sekiz kaynağa baktım, ne yalan söyleyeyim.
İlk bölümde erken Cumhuriyet dönemine yönelik 'sol liberal', post modern, şarkiyatçı söylemli eleştirileri ele alıyor Akçam Hocam. İkincide o dönem uluslaşma diye ne yapılmak istendiğinin tarihini deşiyor. Son bölüm ise, önce köy eğitmenleri kursları sonra Köy Enstitüleri ile içice gördüğü erken Cumhuriyet dönemi eğitim ve kültür politikalarını, bunların yetiştirdiği edebiyat insanlarıyla aslında bir Anadolu Rönesansı'nın başlatılışını dile getiriyor. Bu bölüm hem edebiyatta roman, biçem, dil üzerine, hem de Rönesans ve Aydınlanma, Modernizm üzerine zengin bir sorgulamayı başlatıyor zihinde. Daha da keyifli yani.
Savunduğu, alıntılarla, olaylarla gerekçelendirdiği pek çok tezi ve saptaması var Akçam'ın. İçlerinde en ilgi çekici, çarpıcısı Anadolu Rönesansı'nın, Köy Enstitülerinde izlenen anlayış ve sonrasında enstitülü edebiyatçıların ürünleriyle başlatıldığı. Bir başkası Mustafa Kemal Atatürk ulusçuluğunun Ziya Gökalp'ten ziyade Yusuf Akçura'ya dayandığı. Ya Kemalizm? Ben de yazarıma uyayım. Alper Akçam Hocam'dan alıntıyayım: ".. kesinlikle 'bütünlüklü' bir dünya görüşü olarak nitelenemeyecek, ancak evrimci bir anlayış ve yönelim olarak tanımlanabilecek 'Kemalizm' ". Akçam'ın bana kalırsa asıl tezi kitabının son paragrafına kadar ertelediği 1960 ve 70'li yıllarda yaşadığımız o olağanüstü hareketli toplumsal dönemin, yenileşmeci, ilerici politik akımların ve kıyasıya mücadelenin, aslında 1940'larda özveriyle girişilen Rönesansımızın ürünü oldukları. 'Köy Romancılığı' eleştirilerini, 'Toplumcu gerçekçilik'i burada cerrah masasına yatırıyor, içlerini açıyor.
Haydi buyrun zihninizde temellendirdiğiniz birkaç taşı yerli yerine oturtmaya. Ya da yerinde oturuyor sandığınız 'güvenilir' taşlardan bir ikisinin yerlerinden hafifçe kımıldatılmasına dostlar.

Sinan Kayalıgil (ODTÜ emekli Prof. Dr.)

 

 

 


PDF