ANLADIK

ANLADIK…

Anladık; gece gündüz kan ter içinde çalışıyormuşsunuz…

Anladık; can kurtarmak için kendi canınızı veriyormuşsunuz…

Anladık, iç çıkışı botlarınızın, çizmelerinizin içi bile ter doluyormuş…

Anladık; aranızda aylardır çoluk çocuğuna sarılamayanlar, hasret gideremeyenler varmış…

Anladık; aldığınız ücretler boğaz doyurmaya yetmiyormuş; verilen sözler tutulmuyormuş…

Anladık; bütün bunlar yetmiyormuş gibi saldırıya uğruyormuşsunuz; meydan dayakları yiyormuşsunuz:

Anladık; size hak arama izni bile verilmez iken, size saldıranlar ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlarmış meydanlarda…

Anladık canım; kim dedi size ki, doktor olun, hemşire olun, yardımcı sağlık personeli olun diye…

Biraz daha okuyup müteahhit olsaydınız; bakın o zaman nasıl el üstünde tutulurdunuz…

O işin okumayla ilgisi yok; uyanık olup işi götürmek, köprünün başını tutanlara da payını verip cukkayı doldurmak mıymış o iş…

İyi ya canım; daha da kolaymış; siz de öyle yapsaydınız…

Siz de müteahhit olsaydınız;

O zaman; can alıcı salgınlarda bile en önce siz akla gelirdiniz; sizin o elde kalmış, dağı taşı kaplamış beton yığınlarınız en önce düşünülürdü…

O zaman; hazinesi tamtakır olmuş kamudan aldığınız hiç gereksiz köprüleri yapmak için aldığınız milyar dolarlık ihale kadar vergi muafiyetiniz de olurdu;

O zaman; millete aşı alacak para bile bulunamaz iken siz dolar üzerinden peşin alırdınız alacağınızı…

Siz de müteahhit olsaydınız, otoyol, köprü, havaalanı, şehir hastanesi yapsaydınız…

O zaman; yaptığınız köprülerden geçmeyenden de, yaptığınız otoyolu kullanmayandan da, yaptığınız havaalanını ömür boyu görmeyecek olandan da, yaptığınız hastaneye uğramayandan da kesilirdi hisseleriniz; çiftçinin mazotundan, işçinin alın terinden, dar gelirli memurun daha maaşı cebine girmeden el konulan vergisinden gelirdi, en baştan işin başındakilerle sözleştikleriniz;

Siz de müteahhit olsaydınız; bol bol alkış alsaydınız sizin koruyucunuz, kollayıcınız ve ortağınız politikacılarla birlikte…

O zaman; yapıyorlar işte, çalışıyorlar canım diye el üstünde tutulsaydınız…

Anladık; yoruluyor, ölüyor, tükeniyormuşsunuz…

Kim dedi size, doktor olun, hemşire olun, yardımcı sağlık personeli olun diye…

Biraz aklınızı kullanıp müteahhit olsaydınız…

Hem cukkayı doldursaydınız; hem aklını emanet vermişler nezdinde en kıymetli kullar olsaydınız…

Siz yine de vazgeçmez misiniz halka hizmet etmekten…

Siz yine vazgeçmez misiniz gece gündüz halk sağlığı için ter dökmekten…

Siz o zaman hak ediyorsunuz olup biteni; kesin sesinizi, işinize bakın…

Yetinin, gün en önce size aydın olsun diyenlerin gönülden gelmiş selamıyla…

Gününüz aydın olsun…

21 Kasım 2020, Alper Akçam


PDF