BU KABAK KİMİN

 

Üst komşum, ODTÜ emeklisi İlyas hoca işi iyice büyüttü; kuyu vurdu; kırıcı çalıştırıp tonlarca toprak attı, her türlü ağacın yanında sebze meyve de yetiştirmeye başladı. Ektiği kabaklardan biri de aldı başını, benim alana doğru yürümedi mi... Nereden aklına geldiyse, tırmanmış benim kayısıya, dalından aşağı sallanmış. Ne güzel de poz vermiş! Benim kayısı, oldu şimdi kabak ağacı!

Peki, şimdi bu kabak kimin? Benim mi, İlyas hocanın mı, bu küçük çorak alanı park olarak bırakmış belediyenin mi?

Kanımca bu ağaç ve kabak, tüm mülkiyet duygularını alt üst edecek bir anlam derinliğinde, doğanın kardeş ve eşitçe kendini bize sunuşunun işareti. Bu kabak da, bu kayısı da, bu toprak da, bu güneş de, bu su da hepimizin.

Yarin yanağından gayri, her şey de öyle olmalı…