AH FİLİSTİN…

Tam da kutsal Kadir Gecesi iftardan sonra yeniden camilere, ibadet etmekte olan masum topluluklara baskınlar yaşandı, yeniden insanlar kurşunlandı, bombalandı…

İlk gençlik yıllarımdan beri Filistin’i konuşuyoruz bu ülkede… Altmışlı, yetmişli yıllardan beri ezilen, yitirilen, kullanılan hep Filistin olmuştur… Birçok devrimci arkadaşım o topraklara gitti Filistinliler yanında İsrail’e karşı savaşmak için… Aramızdan okulunu bırakıp savaşa katılanlar, o topraklarda kanını akıtanlar da oldu…

Tarih mazlumdan yana olanlar için orada hep acıyı, hep yenilgiyi, hep yanılgıyı tattırdı. Emperyalizme karşı koymanın din savaşları olmadığını ne yazık ki öğrenemedik bir türlü. Ne yazık ki, emperyalizmin din savaşları yoluyla daha çok silah sattığını, din savaşları yoluyla Müslüman’ı Müslüman’a kırdırdığını bir türlü göremedik… El Kaide’den IŞİD’e, Taliban’dan Müslüman Kardeşler’e, hatta ta en büyük ihanet örgütü FETÖ’ye, daha da ötesi din ve merhamet duygularını kullanırken pıtırak biter gibi biten, televizyon reklamları verecek güçlere yetişen birçok cemaat ve tarikatın, derneğin ve vakfın arkasında da emperyalizmin gizli servisleri görev yapmaktadır; kafa bulandırmaktadır.

Emperyalizme karşı savaş bir emek, özgürlük, kültür, hak ve toprak kavgasıdır… Emperyalizme karşı savaşta bütün dinler, bütün halklar bir araya gelmedikçe bu sorunun kökünden çözülmesi mümkün olmayacaktır.

Filistinli Hıristiyan çocuğu Edward Said, “Şarkiyatçılık” adlı yapıtında, anılarını kaleme aldığı birçok kitabında o ikiyüzlü savaşların perde arkasını yazdı… 2 Temmuz 1798 günü, Mısır’ı işgal eden Napolyon, İskenderiye’de toplattığı halka “gerçek Müslüman benim” iğrenç yalanını söylemiş, El Ezher Üniversitesi’nden altmış öğretim üyesine Fransız “Büyük Ordu” Nişanı vermiş ve Napolyon’un konuşmaları Kuran Arapçası’na çevrilerek tüm Mısır’a dağıtılmıştı. “Napolyon vekili Kleber’e kendisi ayrıldıktan sonra Mısır’ı Şarkiyatçılar ile kendi yanlarına çekebildikleri Mısırlı dini liderler aracılığıyla yönetme talimatı verdi; başka bir siyaset fazla pahalıya patlar, akılsızlık olurdu.” (Edward Said, Şarkiyatçılık, s 92)

2. Dünya Savaşından sonra Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da İngiltere ve Fransa’nın yerini ABD emperyalizmi aldı. İngiliz ajanları tarafından çizilen ve hemen hepsi de birbirine benzeyen bölgedeki Müslüman ülkeler içinde emperyalist ajanlar cirit attı.

Edward Said, ABD’de en seçkin okullarda öğretim üyesi olarak çalışırken bir yandan da Filistin davasını savundu… İntifada’ya katılıp sembolik olarak taş bile attı ama yazdıkları Müslüman milletleri, halkları uyandırmaya yetmedi…

Edward Said de gençliğinde Mısır’da İngiliz okullarında eğitim görmüştü. Emperyalizmin 19. yüzyıl başlarından beri o bölgelerde verdiği kültürel kavga, Osmanlı ve Türk etkisine karşı Arap halklarını kışkırtma çabası muhtemelen onun da kafasını karıştırmıştı.

Tüm yapıtlarını defalarca, altını çize çize, not ala ala okudum. Emperyalist kültür politikalarına karşı yazılmış tüm kitapları, tüm direnişleri, atılan tüm kurşunları tek tek sayıp araştırırken sıra Türkiye Kurtuluş Savaşı’na gelince, sıra Mustafa Kemal Atatürk'e gelince susup kaldı…

Emperyalizmin bölgedeki kültürel oyunlarına ve Said’in bu suskunluğuna Abis Yayınları tarafından yakında piyasaya sürülecek ISSIZLIK romanında kahramanlarımın özgür tartışma ortamı içinde dokunmaya çalıştım.

Filistin halkı, Arap halklarını yöneten ikiyüzlü, emperyalist işbirlikçisi sultanların, emirlerin, rütbelerinde yurtseverlik, akıl ve özgürlük duygusu bulunmayan askerlerin de ihanetine uğradı…

Selam olsun Filistin halkının haklı davasına; selam olsun bütün dünya halklarının ve dinlerin emperyalizme karşı dayanışmasına…

10 Mayıs 2021, Alper Akçam…