İNSAN YÜREĞİNE YOLCULUK

Franco Moretti, Mucizevi Göstergeler adlı yapıtında, edebiyatın biçimsel yapılanışında onun toplumsallığının ipuçlarını açığa çıkarır; edebiyatta Darwinci bir “rartgele çoğalma, zorunlu seçim” dizgelemi kurmaya çalışır. Yapıtın 1979 yılında yazılmış “Büyük Tutulma” bölümünde, 1. Elizabeth ve 1. James dönemi İngiliz trajedisini toplumsal koşutlukları içinde incelemeye alır. Shakespeare’e özgü şiiri “mümkün kılan” şeyin, kültürel paradigmaların aniden sahneden çekilmesi, “artık dünyaya düzen ve yön veremez hale geldiğini farketmenin yarattığı afallama” olduğunu söyler. “Gösterilen ile gönderge arasında bir uçurum oluşmuştur; bu bir yandan hayalgücüne beklenmedik bir özgürlük sağlarken, öbür yandan gerçekliği ve tarihi o zamana dek onlarla eştözlü gibi algılanan anlamdan yoksun bırakır” (Franco Moretti, Mucizevi Göstergeler, s 91.) Moretti’ye göre, “… ‘şiir’, ‘idea’ ile ‘gerçekliğin’ birbirinden kopmasından doğar; …” (agy, s 92). II. Richard’dan başlayarak yalnızca mağlup kralın bu içerikte şiirsel konuşmalar yapmasına izin verilir, hatta kral bu konuşmayı yapmaya mecbur bırakılır…

Moretti, Marx’ın “Hegel Kuramının Eleşterisi”nden bir alıntı ile perçinler düşkün kralla şiir arasındaki bu kırılgan bağlamı: “şiirsellik ‘hakiki ‘Tanrı-adam’ olarak, İdeanın hakiki tecessümü olarak davranmakta başarısız olmuş kralın tekelindedir adeta” (agy s 92…)

Emin Özdemir’in İnsan Yüreğine Yolculuk adlı yapıtında, dünyaya düzen ve yön veremez hale gelmiş olan kültürel paradigmanın, insan yüreğinin duygulu yoğunlukları olduğunu görme olanağını buluyoruz…

İnsanlık tarihinde, antik uygarlıklardan postmodern çağa, Homeros’tan Nobakov’a, Kerem ile Aslı’dan Kumru ile Kumru’ya uzanan, halkaları çoğu kez birbirine çok da yakın durmayan bir zincirde, insan yüreğini işleyen ve yüreğine işleyen “yazın kralı”nın günlük yaşamımızdaki yerinin, piyasa deyimiyle, “aut” olduğunu duyumsarız…

Tanrısal söz, yapıtın 31. sayfasındaki Yuhanna İncili’nden alınmış bir betimleme ile aktarılmıştır:

Başlangıçta söz vardı

ve söz Tanrıdaydı

ve söz Tanrıydı.

Her şey onunla yapıldı,

ve onsuz yapılamadı

var olanlardan hiçbiri.

Onda hayat vardı, ve hayat insanların ışığıydı.  

 

Bu Tanrısal söz idi… Toplumsal yönelimlerimizde anlamsız bir kara delikte görmezden geldiğimiz kral sözünü de İnsan Yüreğine Yolculuk’un 279 sayfalık satırlarında aktarılmış tam seksen üç kitap alıntı ve değinisi, yirmi üç şiir, yazarın konuk edip konuştuğu on beş yazar ya da yapıt kahramanında, yazarın belleğinde önemli yer tutmuş anılarda, filmlerde, gazete haberlerinde buluruz.  

Yuhanna İncili’ndeki Tanrı sözü ile insanlık tarihinin önemli yazın yapıtları arasındaki boşluk, duygusal yaşamımızdaki yalnızlığımızın vurgusu gibidir. Acılarımız, sevinçlerimiz, tutkulu yönelişlerimiz bu boşluğu doldurmaya yetmemiş, Aydınlanmanın kurucusu Kant’ın Yargı Gücünün Eleştirisi’nde sözünü ettiği saf aklın yasa koyucu gücü ile pratik aklın yasa koyucu gücü arasında bir ara terim (Mittelglied) oluşturma çabası, yeryüzünün bugünkü adaletsiz ve insanlık dışı görüntüsü karşısında bize bir “rıza” olanağı sunmayı başaramamıştır.   

Günümüz toplumunda rasyonel aklın yol açtığı savaşlar, kazanç hırsının kışkırttığı piyasa altüstlükleri, açlıklar, yoksulluklar ile Emin Özdemir’in insanlığın duygusal tarihi diyebileceğimiz seçkisini birlikte düşündüğümüzde, Shoppenhaur’un dediği gibi, kendi varlığımız karşısında büyük bir şaşkınlığa düşmememek elde olmamaktadır.

Bunca yazıdan, sözden, bilgelikten, yaşanmışlıktan ders almayı başaramamışsak ve kendi aklımızın sorgulamasında yetersiz kaldıysak, gelecek için büyük düşler kurma hakkımızı nasıl sürdürebileceğiz?   

Emin Özdemir, 1948 yılında Pamukpınar Köy Enstitüsü’nü bitirip eğitim ve yazın dünyasına sağlam adımlarla girmiş bir yazın ve dil ustasıdır. Öz Türkçe Üzerine, Türk ve Dünya Edebiyatı, Türk ve Dünya Edebiyatında Dönemler – Yönelimler, Yazı ve Yazınsal Türler Güzel ve Etkili Konuşma Sanatı, Eleştirel Okuma, Okuma ve Metin İnceleme, Dil Devrimimiz, Terim Hazırlama Kılavuzu, Öz Türkçe Kılavuz Sözlük, Edoebiyat Bilgileri Sözlüğü, Türkçe Deyimler Sözlüğü, Atasözleri Sözlüğü, Dilin Öte Yakası, Anadilin Toprağında gibi birçok önemli yapıtın yazarıdır… Yapıtları, dil ve yazın alanındaki eğitimde kaynak kitap olarak kullanılmaktadır. Bir yanı Anadolu’nun çoğul ve üretken halk kültürü, bir yanı evrensel bilgi ve kuramsal temel olan bir bakış açısıyla Türk ve dünya yazınını taramıştır Emin Özdemir.

“İnsan Yüreğine Yolculuk”ta köylü anasının emzirdiği süt kadar onu beslemiş masallarından, halk hikâyelerinden başlar Özdemir; Homeros’un İlyada’sına, Shakespeare’in Macbeth’ine, Sait Faik’in Sinağrit Babası’na, Yaşar Kemal’in Demirciler Çarşısı Cinayeti’ne kadar uzanır. İrdelediği, satır aralarında yürek vuruşlarına el uzattığı yapıtların yazarlarını, kahramanlarını düşlemsel konuklar olarak çağırır karşısına, konuşturur…      

Ele aldığı yapıtları taşıdığı duygusal yoğunluklar ile irdeler Emin Özdemir. Bir Köy Enstitüsü kökenli yazardan belki de hiç beklenmeyecek şekilde, adını andığı, yazarlarını ve kahramanlarını konuk olarak çalışma odasında ağırladığı yapıtların yazarın yaşadığı, yapıtın temasının dokunduğu arka plana, toplumsal gerçeklikle ilişkisine hemen hiç değinmeden ve tarihcil, özdeksel çözümleme yapmaya kalkışmadan, yalnızca insan yüreğinde yol açtığı duygu yoğunlukları ile aktarır, birbiriyle koşutlandırır, ölüm karşısında duyulan çaresizlikler, sevgi yönelimleri, tutku saplantıları ile dizgelemler oluşturur.

İnsan Yüreğine Yolculuk, “Ölümü Sorgulamak”, Sevginin Gökkuşağı” ve Tutkular Kavşağı” başlıklı üç bölümden oluşmuş. “Ölümü Sorgulamak”ta yirmi beş, Sevginin Gökkuşağı’nda otuz dört, Tutkular Kavşağı’nda yirmi dört kitaptan alıntılar ya da geniş değiniler var. İlk bölümde beş, ikincide altı, üçüncüde dört yazar ya da kahraman konuk olarak ağırlanmış, karşılıklı söyleşiler yapılmış. Her bölümde ona yakın şiir aktarılmış… Emin Özdemir’in belleğinde derin yerler edinmiş anılar, izlenmiş filmler, okunulmuş haberler aktarılmış.

Özetin de özetini yapmaya, duygu yoğunlukları ile dizgelenmiş bir yapıt için yeni duygusallıklar üretmeye gerek var mı?

Yazın tarihinde insan yüreğinin izini sürenler için mutlak okunulması gereken bir yapıt: İNSAN YÜREĞİNE YOLCULUK…