RÖNESANS AYNASINDA ENDÜLÜS VE İBNİ HALDUN
Platon’un “Devlet”inden Farabi’nin Erdemli Şehir’ine, Thomas Moru’un “Ütopya”sına, Campenella’nın Güneş Devleti’ne yönetenler adalet dağıtıcısı, erdemli ve güçlü insanlardır. Ütopyaları doğuran itici güç var olan yönetimden çok toplumdaki ayrılıklar, kutuplaşmalar ve adaletsizliklerdir. Yönetici bir tür çaresizlik içindedir artık. Birçok kavmin, kabilenin, soyun bir arada yaşadığı büyük devletlere bir tek iyiniyetli soyun egemen olabileceği çağ çoktan kapanmıştır. Bulundukları gerçekliği düşsel şehirlerle aşmaya çalışan bunca gerçeküstücünün tanımladığı günümüzle pek uyuşmayan bu yönetici karakterlerinin kaynağı elbette ki sınıflı toplumun ilk doğduğu çağlara ait kandaş toplum gelenekleridir. O gelenekler gereği, bileğinin hakkına yöneticidir yönetmekte olan.
Soylarda başkan en güçlü olandır (314) Bir yanılsama ile hak etmemiş biri başa geçmişse toplum hemen değiştirir onu; başka bir soy ya da başka bir soy temsilcisi başa geçer s 325). Sandıkların kurulmadığı ama, yalanın iktidar olmayı başaramadığı “asabiyye” nin, ya da başka bir deyişle “kolektif aksiyon gücü”nün çevirdiği bir çark dönmektedir.
bir toplumsal düzenek işlemektedir
Mukaddime 1. Ciltten
İbhi Haldun’un tüm Mukaddimesi bu soy temsilcisi güçlü yöneticinin hayat hikâyesine dayanır gibidir. Başlangıçta yırtıcı, rinegen, yeni buluşlardan yana olan yönetici soy değiştikçe, zenginliğe vardıkça yozlaşır…
Bütün ütopyalar bir adada geçer… İnsan, ancak yalıtılmış ortamlarda kendini yakın çevresine iyi anlatabilecek, düşlerini paylaşabilecektir. İbni Haldun’un İspanyası’nda, bir yarımadada bir yandan iktidar mücadelesi ve toprak paylaşım kavgası verirken aynı zamanda öpüşen kültürlerin doğurduğu yenilikler daha kuzeydeki bir adada “Britanya”da kapitalst ivmeyi yakalayabilecektir. Ondan yüzlerce yl sonra benki, daha uzak bir adada, Japonlya’da ilkel sosyalizmed kapitalizme sıçrayacaktır insanlık. Bu kez onurlu, erdemli burjuvalar çıkmaya başlayacaktır güneşin altına…