YOLUNUZ AÇIK OLSUN SAYIN CEBİROĞLU
Yalanla, dedikoduyla, çıkarcıların kaynattıkları kazanlarda verilen emeğin, iyiliğin, güzelliğin yok edildiğini gördükçe…
Yalnız ormanına, dağına, gölüne, çiçeğine değil, yalnız Seyhat nenemin, Sultan bibimin gün yanığı yüzlerinde taşıdıkları sevecenliğe, insan sevgisine, süt kokulu eteklerinde taşıdıkları “yemez yedirir, giymez giydirir” erdemlerine değil, Kerim ve Esmani çavuşların, Borbor Zabitlerin Kor Kerimlerin, Lal Hamitlerin, Kel Ekoların, Koço Kömürcülerin mertliğine, insanımın imececi yaşamına, haksızlık karşısındaki isyancı adalet arayışına da vurgun oldum bugüne kadar.
İnsanları taşıdıkları soyut siyaset markasına göre değil, sahibi oldukları yüreğe, “öteki” sayılana uzattıkları ele göre değerlendirdim.
Açın, alçakça katledilen Ümit Kaftancıoğlu’nun Ulgar adlı öyküsünü okuyun. Kendisiyle çok farklı siyasal yolda görünen Kadana Muhlis için yazdıklarından, ona verdiği destansı kahramanlıktan ders alın.
Üzgünüm… Ardahan’ın onu kendisi yapan değerlerini bir bir yitiriyor. Çıkarcıların, küçük hesapçıkların arkasında onurundan, mert duruşundan oluyor; buna yanıyorum.
Elli yıldır bir yanım uzakta da olsa, bir yanım hep oradadır. Ellili yaşlardan sonra sarıçam ormanları, kır çiçekleri, köylümün otlağı için verdiğim yazınsal kavga nedeniyle tehditler aldım, mahkemelere taşındım. Yılmadım…
Kuşadası, Çankaya belediyelerinin çağrısını ve yardım önerisini hiçe sayıp kendi olanaklarımızla yaptırdık Dursun Akçam Kültürevi’ni; kendi olanaklarımızla açık tutmaya çalışıyoruz kapısını… Özgürce okunsun kitaplar, kendi evi sıcaklığıyla girip çıksın yoksul köylü çocuklarımız... Yılda bir iki kez de olsa, ülkenin kültürü sanatı taşınsın Ardahan’a, kendi değerlerimiz yaşasın, gelişsin diye…
Ardahan Valisi Selim Cebiroğlu’nun merkeze alınmış olduğunu öğrenince üzüldüm. Kapısı herkese açık, sözü doğrudan, çalışkan ve mert insandı sayın Valimiz.
Kültür Sanat Günlerimizi onurlandırdı; biz Köy Enstitüleri üzerine konuşunca en az bizim kadar sahip çıktı ülkesinin onurlu geçmişine… Köy Enstitüleri’ni kapatmakla kolumuzu kestik dedi, siyasal yankılarına hiç aldırmadan. Birlikte olduğu kimi bürokratlardan yakındık, kulak arkası etmedi; adaletli oldu, yansız davrandı.
Ardahan için verdiği uğraşın karşılığında yeteri değerbilirlikle karşılandığını sanmıyorum sayın Cebiroğlu’nun.
Siyaset ve iktidar sahnesinde gidenler de olur gelenler de… Ama değerbilirlik kalıcı olmalı…
Ardahan gazetelerinde, bilgisunar sitelerinde diğer ilgi çekici haber, yeni belediye başkanımız Faruk Köksoy üzerine. Hangi partiden seçilmiş olduğu, taşıdığı siyaset markası ikincil kalır benim için. Dürüstlüğüne, çalışkanlığına, değerbilirliğine candan tanıklık ederim… Şimdi bu insanla uğraşmaya başladı kimi odaklar. Çok geçmeden aklanacağını, üzüntüsünün uzamayacağını umuyorum.
Faruk Köksoy, leş kargalarının seslerinin daha da gür çıktığı zamanlarda da çalıştı Ardahan’da. Dursun Akçam Ormanı için en az Akçam ailesi kadar uğraş verdi. Siyaset sahnesinde “sol”da görünenler, Akçam soyadından oy yitirecekleri kaygısıyla ürküp kilometrelerce uzağa kaçarken, O, yöresinin değerlerine sonuna kadar sahip çıktı.
Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri’nin ancak 5.’sine gelindiğinde, Kültürevi salonu bir Ardahan Belediye Başkanı görebildi.
Yapmayınız sevgili Ardahanlılar… O coğrafyanın geleneklerini yoğurmuş atalarınızın kemiklerini sızlatmayınız. Size değer verene, size emek verene siz de aynı hak ve adalet duygusuyla yanıt veriniz. Yakışmıyor…
Yolunuz açık olsun sayın Valimiz. Yaptıklarınız için size minnet duyguları taşıyoruz.
Ve üzülmeyiniz sayın Köksoy; Ardahanlı sizin değerinizi hep bilecektir…