HOŞ GELDİN YENİ ORTAÇAĞ!

Akşamüzeri yapılan açıklamalarda ilginç yorumlar izledik. CHP’nin çiçeği burnundaki yeni genel başkanı, “Halkçı” ya da “Gandi” Kemal, iki olayın birbiriyle bağlantılı olduğunu söylüyordu. Türkiye hızla hem içeride, hem dışarıda bir karmaşanın içine sürüklenilmek istiyordu.

Gazze’ye “insani yardım” götürmekte olan gemilerin en önündeki Türk gemisi Mavi Marmara’daki insanların görüntülerini izledik sonra. Arkasından konvoyu oluşturan ve İsrail’in daha önceki gelmeyin uyarılarına karşın aralarında kadınların da bulunduğu yüzlerce insanı sıcak çatışmanın ortasına sokan öncü güç, İnsani Yardım Vakfı’nın İstanbul Fatih’teki merkezi geldi görüntülere. Ortalarda görünen kadınların tamamı türban denilen simgesel tarzda örtünmüş, erkeklerin bir kısmı da inanç gösterisi olarak sakal bırakmış kimselerdi.  

Arkasından tüm Türkiye ayağa kalktı sanki. İstanbulda onbinlerce, diğer şehirlerimizde de binlerce kişinin katıldığı gösterilerde tekbir sesleri duyuldu, “kana kan, intikam” sloganları atıldı.

Yeniden Ortaçağ’a, din savaşlarına mı dönüyorduk?

Akla gelen birçok soru vardır. Bunların arasında Türkiye’nin dış politikadaki bazı girişimleri ile İran’ın zenginleştirilmiş Uranyum satışına açtığı yol ve Batılı kimi odakların bura duydukları tepki de yer almaktadır. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İran adının nükleer silahlarla birlikte anıldığı her anda İsrail’in adını vermekte, neden İsrail’in adının geçmediğini sormaktadır.

İsrail, emperyalizmin Ortadoğu’daki maşası ve vurucu gücüdür. 

Kazanan ne İsrail olacaktır, ne de bizim safdilli fetihçi mücahitlerimiz… Kazanan dünyanın patronlarıdır. Onlar insanların ekmek ve üleşim kavgası yerine din ve kültür savaşlarını körükleyerek iktidarlarını sonsuza kadar korumak niyetindedirler.