ARDAHAN DOĞASINA SAYGI GÖSTERELİM

Güneybatı Kafkasya coğrafyası içinde yer alan Ardahan doğasının en bilinen öncelliği, dünyanın en zengin kır çiçeği florasına sahip olmasıdır. Yeryüzünün hemen hiçbir yerinde bulunmayan çeşitlilikte ve güzellikteki bu kır çiçeği örtüsünün canlılığını da birçok akarsuyun çıkış noktasını oluşturan su kaynakları sağlamaktadır. Kır çiçeği örtüsünün ve su kaynaklarının hemen arkasında yer alan güvence ve dayanak noktası ise, bölgedeki eşsiz güzellikteki, seyrelmiş olmasına karşın varlığını sürdüren sarıçam ormanlarıdır. 

            Ülkemizde doğal kaynaklarının öneminin yeterince bilinmemesi ve ekonomik yaşamda günlük yararlar gözetilerek politikalar belirlenmesi, bu kaynakların hızla yıkıma uğramasına, yok olmasına neden olmaktadır. Oysa ki, dünyanın giderek olumsuzlaşan çevre koşulları düşünüldüğünde, çok uzak olmayan bir gelecekte, suyun en az petrol kadar değerli bir doğal kaynak olacağı açıkça görülmektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu   komşuluk ilişkileri, su kaynaklarına yönelmiş gelişmiş ülkelerin kışkırttığı kimi art niyetli girişimler ve ülkeler arasındaki sürtüşmeler de bunun açık göstergeleridir.

Ardahan, Sarıkamış ve çevrede yer alan bölge, ülkemizdeki birçok akarsuyun doğuş noktasını oluşturmaktadır. Özel önemi olan bölgelerdir. Bu gerçeklik ne yazık ki yeterince bilinmemektedir.

Diğer yandan, zengin kır çiçeği örtüsü üzerinde yapılmakta olan arıcılık ve büyükbaş hayvan besiciliğine de yeterince önem verilmemekte, gerek üretim gerek tanıtım açısından büyük sorunlar yaşanmaktadır.

Dünyanın en zengin ülkelerinden olan Hollanda, Avusturya, İsviçre gibi ülkelerin temel gelir kaynakları, kendi doğal yapıları üzerinde, akılcıl yöntemlerle yürüttükleri turizm, hayvancılık ve tarım ürünleri dış satımıdır. Sanayileşme gibi bir çabaları kesinlikle olmadığı gibi var olan birçok işletmeyi de kapatmakta, ülke dışına taşımaktadırlar. Bu ülkelerdeki hayvancılık ve tarım da çoğunluk yapay koşullarda, kimyasal ilaç desteği ile sürdürülmektedir.

Ardahan coğrafyasında yer alan kır çiçeği çeşitliliği adı geçen hiçbir ülkede yoktur. Hayvancılık doğal koşullarda yapılmakta, elde edilen süt ve et dünyada rakip tanımayacak ölçüde özellikler taşımaktadır.

Bugüne kadar, ne yazık ki, sahibi olduğumuz zenginliklerin ayrımına bir türlü varamadık. Yanlış politikalar ve seçimlerle doğamıza, kaynaklarımıza saygısızca davrandık.

Aynı kır çiçeği örtüsü üzerinde yapılmakta olan, yine aslında rakip tanımaması gereken bal üretiminde de kısa zamanda çok kazanç amacı güden çoğu yöre üreticilerinin yoğun glukoz (şeker) kullanımı ile arı türünde yozlaşmalar, elde edilen balda erken kristalleşmeler gözlenmekte, Ardahan balı tüketici gözünde giderek değerden düşmektedir.

Bölgeye dışardan, Iğdır ve çevresinden koyun sürüleri getirilmekte, otlak kiralaması ile zengin kır çiçeği örtüsü, otu kökünden çekip çıkaran koyun otlaması ile yıkıma uğratılmaktadır. Birkaç yıl önce yörede yoğun tartışmalara ve hukuksal karmaşaya yol açtıktan sonra kaldırılmış bu uygulama, hiçbir akılcıl gerekçe aranmaksızın, küçük ekonomik yararlar uğruna yeniden yürürlüğe konmuştur. Halen Ardahan kuzeyindeki birçok yaylada dışardan gelmiş yabancı koyun sürüleri vardır. Koyun otlamayan bölgelerde yoğun bir şekilde canlanmış titreyen kavak diye anılan ağaç cinsi ve kır çiçeği çeşitliliğiyle koyun otlayan bölgelerdeki soyulmuş, bitki örtüsü yok edilmiş, çıplak kalmış toprak karşılaştırıldığında yıkımın boyutları açıkça görülebilmektedir (Sözgelimi, Cin Dağı eteğindeki bir bölgede, küçük akarsuyun kuzeyi yabancı koyun sürülerince otlanmaktadır. Akarsuyun kuzeyi kısa zamanda çoraklaşmış, erozyona uğramaya hazır hale gelmişken koyun otlamayan güney bölge müthiş güzellikte kır çiçeği örtüsü ile uzanmaktadır. İsteyen herkes durumu yerinde gözleyebilir). Yabancı sürüler aynı zamanda bölgeye kimi hayvan hastalıklarını da taşımakta, ayrıca sürü sahipleri ile yöre halkı arasında istenmeyen olaylar yaşanabilmektedir.

Zaman geçirmeden, durum bölgedeki tüm ilgililer tarafından yeniden gözden geçirilmeli, el birliği ile gereken önlemler alınmalı, yöre halkı aydınlatılmalı, uyarılmalı, gerek üretim gerekse önlemler açısından örgütlenilmelidir.

Yöremizin geleceği, bilinçli ve örgütlü bir şekilde yapılacak büyükbaş hayvancılık, arıcılık, doğa  turizmi üçüzü üzerine dayanmak zorundadır. Yöreyi belki de dünyanın en çok ilgi çekecek bölgesi haline getirebilecek, kendi doğal zenginliğinin bilinçlice kullanılması dışında hemen hiçbir yatırım istemeyen  bu hedef, bölge insanı ve ülkemiz için aydınlık bir gelecek muştulamaktadır. Bugünkü yanlış politikaların sürmesi halinde gelecek kuşakların elindeki yaşam haklarını da yok edeceğimizi unutmamalıyız.

Ardahan çevresinde yer alan ve saydığımız tüm güzelliklerin asıl dayanağı olan sarıçam ormanları hızla tüketilmekte, yok edilmektedir. Pinus Silvestris cinsi, dünyanın en güzel sarıçam ormanı örneği olan yöre ormanlarının altı zengin bir kır çiçeği, yaban yemişi ve çimenlikle örtülüdür. Bu ormanların, orman yangınlarının hep gündemde olageldiği bir dönemde özellikle öne çıkan diğer bir özelliği de, her türlü yangına karşı olağanüstü dirençli olmasıdır. Kimi zamanlarda yöre halkı çam ağaçlarını soyarak çırasını çıkarmakta, çamları olduğu yerde gövdesine ateş vererek yakıp ısınmakta, buna karşın ormanlarda herhangi bir yangın olmamaktadır.

Kısıtlı kamu kaynakları nedeniyle bu güzel ormanların kimi bölgelerinde orman koruma memuru bulunmamakta, ağaç hırsızlığını uğraş edinmiş yöre gençleri tarafından güzelim çam ağaçları kesilerek elli ile yüz milyon arasında değişen gülünç bedellerle satılmaktadır. Ayrıca yöre halkı gerek yakacak, gerek barınak için bilinçsizce kaçak kesim yapmaktadır. Ardahan çevresindeki ormanlık bölgeler, hafta sonu gezmeye, eğlenmeye gelmiş Ardahanlı yerleşikler tarafından hızla kirletilmekte, çevreye belki de yüzlerce yıl yok olmayacak naylon torbalar, içecek kutuları saçılmaktadır.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi uluslararası çevre sözleşmeleri ile koruma altına almaya söz verdiğimiz ormanlarımızda zaman zaman kazanç amacı güden, onlarca yıl önce yapılmış sayımlara dayanan, ilgili bürokrasi kademelerinin Ankara’dan yapılmış masa üstü hesaplarıyla yönlendirilen, orman işletmelerince düzenlenen resmi kesimler yapılmaktadır.

Bölgedeki doğa yıkımının en can alıcı örneklerden birisi, Ardahan Ölçek köyü ile yaylası arasında yer alan Batakköprü ormanında koruma görevlisi bulunmamasıdır. Bu bölgedeki orman, özellikle köye yakın Kumunbaşı diye anılan kısımda olmak üzere hızla kesilmekte, orman yok edilmektedir. Bölgede, güpegündüz ellerinde uzun kesici gereçler bulunduran bazı kişiler, çamları dallamakta, başlarını kesmekte, kesime hazır duruma getirmekte, geceleri de çamları kesip götürmektedirler. Yakın bir gelecekte yayladan inecek yöre köylüsünün kışlık yakacak için aynı ormandan yüzlerce çamı kesip götürecekleri de bilinen bir olasılıktır.

Tüm ilgili kuruluşları ve yöre halkını Ardahan doğasına, kendi geleceklerine, vatanlarına, ülke çıkarlarına saygıya çağırıyoruz.

Ardahan’ın ve ülkemizin geleceği için ivedilikle önlemler alınmalıdır.

1.Ardahan ve çevresindeki sarıçam ormanlarında ekonomik yarar güden resmi kesimlere son verilmelidir. Bölgede büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdüren ağaçlandırma görevlileri desteklenmeli, bölge işletmeleri yalnızca ağaçlandırmayla, orman geliştirmesiyle uğraşmalıdır.

            2. Bölgeye dışardan koyun sürüsü getirilmesi kesinlikle önlenmelidir. Yöre tarım ilgilileri ve köy muhtarlarının uygulamaya karşı çıkmamaları, hatta onaylamaları, yöre için olumsuz bir tablo oluşturmaktadır. Günlük hesaplarla, küçük yararlar gözetilerek yapılan bu uygulama tamamen yürürlükten kaldırılmalıdır. Ayrıca yöre köylüsünün kendiliğinden ve bölgede zaman zaman uygulamaya konulan ilgili kuruluşlar desteğiyle yürüttüğü, doğal ortam için sakıncalar doğuran küçükbaş hayvan besiciliği de kademeli olarak azaltılarak bitirilmelidir.

           3. Koruma görevlisi bulunmayan bölgelerde diğer kamu kurumlarından ve güvenlik güçlerinden destek istenmeli, özellikle jandarma güçlerinin orman konusundaki duyarlılığı artarak sürmelidir. Yeri gelmişken, bölgede görevli jandarma birlikleri komuta katlarına ve görev alan mehmetçiklere duyduğumuz minneti belirtmek istiyoruz. İvedi önlem alınması gereken bölge olarak da, hızla yok olmakta olan Ölçek Köyü Batakköprü ormanına dikkat çekmek istiyoruz.

            4. Gerek ormanlar, gerek kır çiçeği örtüsü ve gerekse arıcılıkla ilgili olarak bölgedeki hayvan üreticileri, arıcılıkla uğraşanlar uyarılmalı, ilköğretim okullarından başlayarak her aşamada bilgilendirici kurslar, seminerler, açıkoturumlar düzenlenmeli, denetimler sağlanmalıdır.

            Yöremizi ve ülkemizi seviyoruz. Tüm ilgililerimizi, yurttaşlarımızı ve hemşerilerimizi, el birliği, güç birliği ile kardeşçe, dostça doğamıza, geleceğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.

            Saygılarımızla....