GÖZÜMÜZ AYDIN! KIYAMET YAKLAŞIYOR!

Barınmak, ısınmak için kesilen, tarla açmak için yakılan ormanlar yetmedi, kazanç için orman yıkımlarına başladık. "Her bireye dört tekerli, zehir püskürten bir teneke yığını- otomobil!" sloganıyla soluduğumuz havanın içine karbondioksit, karbonmonoksit pompaladık. Nehirleri öldürdük, denizleri kirlettik. Ölçüsüz, yarışırca, çılgınca üretim, tüketime aldırmayan üretim diyenler, doğayı ve insanları mal alıcısı, tüketici birer varlık olarak algılayanlar kazandılar; "Yaşasın liberalizm!", "Kahrolsun planlı, programlı üretim!" dedik. Planlı üretimi, kazancı değil insan gereksinimlerini, insanı  ön planda tutması gereken sosyalist üretim, Stalin'le birlikte insanı unutunca, sosyalist ülkeler birer aile despotizmi, tembel yığınların uyutulduğu, sömürüldüğü sistemler haline gelince, iyice çivisi çıktı dünyanın. Geleceğimizi belirleyecek olanlar, büyük tekellerin, tröstlerin muhasebe programları, bilgisayan sistemlerinin yönelttiği politikalar olacaktı!

    Dünyayı paylaşmış tekeller imparatorlukları cehennem şerefine kadeh tokuşturmaya başladılar! "Özgürlük ve demokrasi" şampiyonu ABD, seçimle iktidar olmuş Allende'yi bakır şirketlerine ve kamyoncu örgütlerine kurşuna dizdirdikten sonra da, dünyanın jandarması olduğunu Ortadoğuda, Afrikada, Afganistanda yüzlerce kez kanıtladı. Silah tekellerine satış için savaş gerekiyordu. İnançları için, öbür dünyaları için silahlandı geri ülkelerin geri beyinli insanları. Ne kan eksik oldu yeryüzünden, ne de kin... İnsan geleceği değil şirket geleceği egemen oldu hükümet politikalarına! Ağaç gerekiyorsa şirketlere, ormanlar kesildi. Kan gerekiyorsa silah tekellerine, kimyasal silahların kullanıldığı savaşlar çıkarıldı. Fabrikaların zehirli atıkları nehirlere, denizlere akıtıldı. Gerikalmış ülkelerde, oy için, çıkar için çarpık ketleşmeye göz yumuldu, beton yığını yapıldı yeşillikler, ormanlar, tarım alanları... Betona, asfalta vuran güneş yaktı kavurdu dünyayı. Isındakça ısındık, ısındıkça ısındık!

    Elbirliğiyle, daha çok da, kazanç hırsından başı dönmüş insanın çılgınlığıyla kirlettik atmosferi, dünyamızı güneşin ısısından koruyan ozon katmanını deldik. Atmosferdeki nemin dolaşımını sağlayan ormanları yok ettik. Durmadık, akıllanmadık... Sürdürdük çılgınlıklarımızı, ders almadık yaptıklarımızdan. Ve geldik bugünlere... Soluksuz sıcaklara. 

    Ne diyelim? Bari eski günlerdeki gibi sloganlarla söyliyelim yüreğimizdekini...

    Kahrolsun insanın ve doğanın geleceği! Kahrolsun çevreciler, servet düşmanları!

    Kahrolsun ulusal politikadan, soygundan, sömürüden, emperyalizmden sözeden dinazorlar!

    Yaşasın kazanç için herşeyi göze almış çılgın kapitalizm ve liberalizm!    

    Yaşasın küreselleşme ve glaballeşme!

    Ve, gözümüz aydın! Kıyamet yakındır!

                    

                        17/07/2000