ORMANLARIMIZ YOK EDİLİYOR!
Yıldan yıla azalıyor sularımız, yıldan yıla kelleşiyor, diken tutuyor dağlarımız. Yağışlar azalıyor, hayvan hastalıkları artıyor. İnsan, kendi elinin kiriyle kendi aydınlığını kapatıyor. Bilmiyor mu orman azaldıkça kuraklığın arttığını? Bilmiyor mu orman azaldıkça suların da azaldığını, küçücük derelerin kurumuş, koca yarlara dönüştüğünü, tarlasının toprağının erozyonla gittiğini, tarlanın verimsizleştiğini?
Pyrus Silvestris dediğimiz çam cinsinin oluşturduğu Ardahan ormanları, dünyada Sarıkamış ve Kanada dışında örneği hemen hiç bulunmayan, dünyanın en güzel orman çeşididir. Sarıçam ormanları, yapay olarak oluşturulamayan ve yanmayan ormanlardır. Altı diz boyu çimen, çiçektir... Horozgözüdür, kuzukulağıdır, çigelektir, mehsaldır, jolodur... Yemiştir, kokudur, renktir, kuş sesidir. Yapay olarak oluşturulamaz bu ormanlar. Fidan dikmekle, küçük küçük alanlar çevirip filanca falanca orman alanları duyuruları asmakla yitirdiklerimizi yerine koyamayız yani... Elimizdekinin değerini bilmeliyiz önce. Sonra da elbet fidan dikip yeni ormanlar kurmalıyız ve alkışlamalıyız bu yoldaki çabaları.
Yaz başlayınca orman yangınları da başlar dünyada ve ülkemizde... Bir bizim ormanlarımız yanmaz. İyi korunduklarından değil de doğal yapıları gereği yanmaz ormanlarımız. Yaylaların suları akar çamlarımızın içinden. Renk renk çiçeğe, çimene düşer gölgeleri. Batının çalı çırpı dolu, tozlu, dikenli, içinde yürünmeyen, bir küçücük kıvılcımla cehennem yangınları çıkaran ormanlarıyla bizim ormanlarımız arasında dağlar kadar, dünyalar kadar fark vardır.
Biz bilmeyiz değerini de, dünya bilir... 1992 yılında Rio de Jenerio'da toplanan Dünya Çevre Konferansının aldığı kararlardan birisi de Sarıçam Ormanlarının koruma altına alınmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti de bu toplantıya resmen katılmıştır. Daha sonraki yıllarda, Helsinkide de benzer bir toplantı yapılmış ve ülkemizi yönetenlerin imzaladığı kararlar alınmıştır.