NELER OLUYOR HAYATTA?
Tüm bunlara neden olan, büyük tekellerin, ayrıcalıklı parababalarının kâr hırsına gem vurabilmeyi ne hukuk sistemi (mülkün temeli olduğuna göre, sorunu değil zaten) başarabiliyor, ne “sivil” örgütlenmeler.
Kardeş kavgası ve petrol tekellerinin önünü açtığı “karayolu taşımacılığı”, “duble yol” övüntüsü içinde günde 20-30 can yitirdiğimiz oluyor.
Referandum veya seçim yapılacaksa, bazı görüşmeler tezgâhlanıyor; bir süreliğine çatışmalar duraklıyor. Amaç, asla bir barış değil. Alavere, dalavere, oylar cebe…
Cumhuriyet’in kuruluşunun üzerinden 90 yıl geçmiş, güya çok partili demokrasi ile yönetiliyoruz ama, birçok şey, bir “tek adam”ın iki dudağının arasında. İktidar partisinin büyük kongresinde düzenlenmiş liste sunuluyor alkış delisi delegelerin önüne. Bir tek eleştiri konuşması yok…
Devlet kesesinden kömür, makarna, tarım desteği dağıtılıyor sadaka kabilinden, her gün yeni bir jet katılıyor uluslararası göklerden yere inmeyen bürokratlarımızın altına… Ailece gidilen mezarlık ziyaretlerinde bile yüzlerce koruma, onlarca araç eşlik ediyor liderlere… Toplumsal tepkilerde üç beş göstericinin karşısına yüzlerce polis bitiveriyor. Al baba al, sürekli polis alıyoruz. Komşu ülkelerdeki iç savaşlara yardım gönderiliyor. Oradan gelen yüzbinlerce göçmene en kaliteli şampuanına kadar bedelsiz dağıtım yapılıyor.
Sonra… Bütçe açık veriyor! Nasıl vermesin ki?
Doğalgaza, elektiriğe, benzine zam! Zam da zam. Zengini de yoksulu da birlikte kapatmaya çalışıyor altı delik bütçeyi… Kent sokaklarında parababası çocuklarının altındaki ultralüks jipler kelle götürüyor. Şehir çevrelerinde ormanlık alanlar yıkılıyor, yeni AVM ler ve özel korumalı kâşaneler kuruluyor.
Daha ne mi oluyor?
Aynaya bakmıyorsun ey insanoğlu! Bırak şakşakçılığı da aynaya bak biraz…