MEDYA TETİKÇİLERİ
Alın size en güncel örnekleri… Hanefi Avcı’nın “Haliçte Yaşayan Simonlar” adlı kitabı yayınlandıktan sonra, birileri iktidar içindeki ilişkileri görünür kılınan cemaatleri ve bazı kirli ilişkileri aklayabilmek için sağa sola kör kurşunlar sallamaya, günahsız, masum insanlara, hatta çoktan toprak olup gitmiş olanlara bile saldırmaya başladılar.
Kars Ardahan yaylalarının mücadeleci köylü çocuğu, kavga insanı, yoksullar babası yazar Dursun Akçam’ın oğlu Taner Akçam’ın Ermeni tezleri, Cahit Akçam’ın Hanefi Avcı’nın kitabını basan Angora Yayıncılık ile ilgisi dillere pelesenk edilerek olmadık hikâyeler uyduruldu; yetmedi Dursun Akçam babası Eyüp’e, hatta onun da babası Hasan’a akla hayale gelmeyecek yakıştırmalar yapıldı.
Hasan dedenin kendisi Ermeni, adı Agop yapıldı, Bolşeviklere öldürtüldü… Oysa ki, Hasan Dede, 1915 yılında Ardahan’ın kısa bir süreliğine Osmanlı güçlerinin eline geçmesinden sonra saldırganlaşan Rus askeri birliklerince Ölçek Köyü’ndeki evinde kılıçla öldürülmüştü. O tarihte Rus askeri birlikleri içinde çok sayıda gönüllü Ermeni olmasına karşın Hasan dedeyi öldüren asker ya da askerlerin kimlikleri bilinemiyor. Bilinen bir şey varsa, o da Bolşevik ihtilâlinin 1917 yılında olduğu ve Rus kuvvetlerinin bu tarihten sonra Ardahan’dan çekildiği, bölgenin Ermeni güçlerinin eline geçtiğidir.
Yine medya tetikçilerinin iğrenç marifetleriyle, 1969 yılında akciğer kanseri nedeniyle vefat etmiş, nüfus kaydından Ölçek köyündeki mezarına kadar en duru bir biçimde masumluğunu sergileyen Eyüp Akçam, Ermeniler’e yol göstermiş olmakla suçlanıp 1928 yılında köy ortasında linç ettirildi.
“Meşrebi” çamur ve iftira atmakla ünlenmiş Yeni Akit’in Yener Dönmez’iyle (05/10/2010 tarihli yazısı) Habervakti.com’un Yavuz Derinsoy’una (16/10/2010 tarihli yazı) Samanyolu tv de eklendi. Daha niceleri, dört bir yandan taze dışkıya koşar gibi koştular; Hasan dedeye, Eyüp dedeye kara çalmak için yarışa girdiler…
Hiç haberleri yoktu ki, devletin resmi kayıtlarındaki ölüm tarihleri bir yana, bu ülkenin ülkesine yurduna yararlı olmaya çalışan insanları kendi olanaklarıyla da tarihi belgeselleştirmişlerdi. Eski Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Milli Nizam ve Doğru Yol Partisi milletvekili Abdülkerim Doğru ile Erciyes’te çığ altında kalarak ölen eski Dağcılık Federasyonu Başkanı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mecit Doğru’nun (her iki ad da Dursun Akçam’ın öz teyze çocuklarıdır) babaları Mehmet Doğru 1972 yılında bir Ölçek Köyü Tarihi yazmış, bu tarihe de 20. Yüzyıl başındaki Ermeni çatışmalarına ait tarihi belgeleri koymuş, çatışma krokilerini dönemi yaşamış tanıklar aracılığıyla belgelemişti.
Ne vardı o belgelerde? Medya tetikçilerinin kara çalmaya çalıştıkları, Dursun Akçam’ın babası, Alper, Taner ve Cahit Akçam’ın, tüm Hasanlar soyunun dedesi Eyüp Akçam, 1919-1920 yıllarında Ölçek köyüne saldırıya geçen Ermeni çetecilerine karşı köyü savunmuş bir avuç gaziden birisiydi. Kendi ağzından dinlenilen anılarında o çatışmada yer almış olmasından ötürü Ermeniler tarafından ölüme mahkûm edildiğini Gölebert (şimdiki Çamlıçatak) köyündeki dostu Rum Kosti’nin haber vermesiyle köyden kaçıp Kızılkilise köyüne saklandığını anlatırdı (Ayrıntılı bilgi için www.dursunakcam.com).
Söz konusu belgeleri gönderdik kendilerine; bakalım, medya tetikçilerinde ar, namus, insanlık kalmış mı, bir görelim…
Ayrıca, hâlâ bir kuşkuları kalmışsa, Ölçek Köyü’ndeki evimizin başköşesinde duran, Dursun Akçam’ın 1964 ya da 1965 yılında çekmiş olduğu, Eyüp Akçam’ın yetmişli yaşlardaki fotoğrafını da gözlerine sokabiliriz!
alperakcam@gmail.com