KUZEYDOĞUYA DİKKAT! SARIÇAM ORMANLARI YOK EDİLİYOR!

Kuzeydoğuya, Ardahan ve Kars yaylalarına dikkat! Bir kötü devinim, bir aymazlık kıpırtısı, yangın öncesinin huzursuzluğu var oralarda. Doğal varlıklarımız, güzelliklerimiz, insanlarımızın geleceği yok edilirken, kardeşlik, dostluk ve sevgi de öldürülüyor!

    Kars ve Ardahan yaylalarında, içişleri bakanlığının ve yerel yetkililerin yeni başlattıkları bir uygulamayla hazine arazisi otlaklar ihaleyle büyük sürülere kiraya verilmeye başlandı. Büyükbaş hayvancılıkla geçinen yöre otlaklarında, yaylalarda, sarıçam ormanlarında güneyden gelmiş derebeylerin koyun sürüleri otluyorlar. Yöreye, Iğdır ve diğer güney bölgelerden gelen büyük koyun sürüleri akıyorlar. Yöredeki köylüler bu otlakları onlarca, yüzlerce yıldır kullanmaktaydılar, kullanmaları zorunluydu. Tek geçim kaynakları, her kapının önüne üçer beşer dağılmış büyükbaş hayvandır çünkü. Ve bu hayvanlar, bölge koşulları gereği, uzun kış aylarını ahırlarda geçirdiklerinden, hazır ot ve saman yediklerinden, bahar ve yaz dönemlerinde dışarda, otlaklarda karın doyurmak zorundadırlar. Otlakların bir kısmı ellerinden alınmıştır şimdi. Güney bölgelerden gelen binlerce koyunluk sürüler, otlakların bir yandan bugününü kullanırken, bir yandan koyun otlamasının gereği, otun kökünü yok etmekte, yörenin geleceğini zora sokmaktadırlar. Yöredeki Yerli köylüleri, Türkmen köylüleri, Terekeme köylüleri, Azeriler, yaylaların diğer kültürleriyle yöreye yeni gelen koyun sürüsü sahipleri, adamları ve yöredeki aynı kültürden insanlar arasında giderek bir gerginlik büyümektedir. Belki bir kardeş kavgasıdır yöreyi bekleyen!  

    Kaba görüntüde herşey yasalara uygundur! Hazine arazisi olan otlaklar, yerel yetkililerce, ihaleyle, isteyenlere devredilmekte, en çok parayı veren de, otlağı kullanım hakkını alabilmektedir. Ancak, bu yeni uygulama yöre köylülerini zor duruma düşürmüştür. Köylerinin çevresindeki hazine arazilerini, otlakları onlarca yıldır, yüzlerce yıldır kullanan yoksul köylüler örgütsüzdür. Bırakınız ihaleye katılmayı, milyarlar ödemeyi, yiyecek ekmeği zor bulmaktadırlar. Güneyden gelenlerse varsıl derebeyleridir! Parayı bastırmakta, binlerce, onbinlerce koyunluk sürülerini yaylalara sürmektedirler. Ve bu iki ayrı taraf arasında çoğunlukla bir etnik ayrılık, kültür ayrılığı da vardır! Kars- Ardahan yöresi bir kültürler, halklar harmanıdır, karmaşasıdır. Aralarında bir sorun, bir aykırılık çıkmamıştır bugüne değin. Kız alıp kız vermişler, acıyı, sevgiyi, ezgiyi paylaşmışlar, dışardan gelen ayrılıkçı teröre kucak açmamışlar, dostluğu, kardeşliği seçmişlerdir. Ama bugün olayın rengi değişiktir. Yöre halkının tek geçim kaynağı olan hayvancılık, otlakların derebeylerce kapatılması sonucu zor duruma düşmüştür. Iğdırdan ve diğer güney bölgelerinden gelenler, Kars ve Ardahandaki Kürt gruplarıyla, köyleriyle ilişkilidirler. Otlak ve geçim kavgası, bir etnik kavganın, yıllardır acısını çektiğimiz terör ateşinin hazırlayıcısı, kışkırtıcısı olabilecektir. Ayrıca göz göre göre koyun otlayan otlaklar ve sarıçam ormanlarının geleceği yok edilmektedir. Bu ateşe, bu kıvılcıma dikkat çekiyoruz! Gelenler, bir de şap hastalığı getirmişlerdir. Kuzeydoğuda hayvan kırımı yaşanmaktadır!

    YAYLALARDA, YABANCI SÜRÜLER VE ŞAP HASTALIĞI YANGIN HAZIRLIYORLAR!

    Gelen büyük koyun sürüleri gezicidirler. Bir ayakları İranda, bir ayakları güneydoğuda, bir ayakları yaylalardadır. İrandan gelen ve Anadolunun şimdiye değin karşılaşmadığı, değişik, aşırı patojen Şap virus suşları, onlarca, yüzlerce büyükbaş hayvanın ölmesine neden olmuştur. Bazı bölgelerde karantina uygulamasına karşın hastalık hızla yayılmaktadır. 

    Yöre köylüleri güç durumdadırlar. Koyun sürülerine, sürü sahiplerine, onlarla ilişkiye geçmiş, onlarla işbirliği yapan eski komşularına, otlakları onlara kiralayan, muhtarlarını, yöre köylülerini dinlemeyen yöredeki devlet yetkililerine öfkelidirler!

    Kurak bir mevsim yaşanmaktadır! Herşey üstüste gelmiştir. Bu yörenin insanına değer verilmeli, sözü dinlenmelidir. Herşeyi paraya çeviren, çıkar ilişkileriyle yönlendiren toplumsal yapımız, otlakları da paraya çevirince ateş düşmüştür yöreye.

    Yöre köylüleri yoksul ve örgütsüzdür. Ortalama iki, üç inek saklayan, yiyecek ekmeği zor bulan köylünün birleşip ihaleye girebilmesi, binlerce, onbinlerce koyunu olan  derebeyleriyle, Iğdırlı sürü sahipleriyle rekabet edebilmesi olası değildir. 

 

    SÜTTEN AĞZIMIZ YANDI AMA KAYNAR SÜTÜ ÜFLEMEDEN İÇİYORUZ!

    İçişleri bakanlığı yetkililerinin, yöredeki valilerin, diğer yetkililerin yukarda açıklamaya çalıştıklarımızı bilmeleri gerekir! Uygulama, bir kardeş kavgasının ilk dumanlarına karşın sürüyor. Yerel idarecilerimiz, kaynak sıkıntılarını, otlak satarak sağlıyar olabilirler. Birkaç on milyar için, dışardan gelenlerle yöre halkı arasına düşmanca duygular yerleştirmenin anlamı var mıdır? Bir tek canın, bir tek yurttaşımızın, bir tek askerimizin canının, kanının karşılığı parayla ölçülebilir mi? 

    Bir yandan kuraklık, bir yandan şap hastalığı, bir yandan otlakları kurutan, ormanları, fidanları yok eden koyun sürüleri insanların yüreklerini yakıyor. Yöre insanını dinleyelim... Dostluk ve sevgiyi hiçbir para satın alamaz! Aymazlık, küçük çıkar hesapları, gösteriş çabaları, "Herşeyi ben bilirim!" pozları Anadolu insanının kötü yazgısı olmamalıdır!

    Bölge insanı genelde büyükbaş hayvancılıkla beslenmektedir. Koyun sayısı çok azdır. Ve yörede dünyaca ünlü Sarıçam Ormanları bulunmaktadır. Büyükbaş hayvanlar, ormanlara koyun kadar zararlı değillerdir. Koyun sürüleri aynı zamanda Sarıçam Ormanlarının geleceğini yok ediyorlar.

    Koyun sürüleri, Ardahan ve Sarıkamışta, dünyada eşi benzeri bulunmayan, Pyrus Silvestris çamlarının süslediği, 1992 Dünya Çevre Konferasınca korunması kararlaştırılmış, koruma sözleşmesini hükümetimizin de imzaladığı Sarıçam Ormanlarını yok ediyorlar. Bir yandan Avrupa Birliği'ne girme çabaları sürerken, bir yandan imzaladığımız uluslararası sözleşmeleri çiğnemenin, tersine davranmanın gelişmiş ülkeler ve dünya ulusları karşısında utanılacak işler yapmanın mantığı olabilir mi? 

    Kuzeydoğu Anadolu'daki otlak kiralama uygulaması an geçmeden durdurulmalıdır! Herşeyi paraya çevirmeyi düşünen çıkarcı anlayış, kardeşliği, dostluğu yok etmektedir! Sevgi, dostluk ve kardeşliği satın alabilecek para henüz basılamamıştır! Güneydoğuda, yirmi yıla yakın bir süredir terörü önlemek için akan ülke kaynakları da kendi zenginliğimizdir, kendi paramızdır. Zamanında, yörede, dostluğu, kardeşliği, özgür birey olabilmeyi sağlayamadığımızdan, aşiret yapısını kıramadığımızdan, toprak reformunu yapamadığımızdan, doğru tarım politikasını sağlayamadığımızdan  doğmuştur ayrılıkçı terör... Ve para konusunda akıl almayı sürdürdüğümüz, ülkemizi yönelttirdiğimiz batılı "dost"larımızın eseridir! Güneydoğuda yaşanmışlar ders olmalıdır.

 

    ARDAHAN ALTAŞ VE ÖLÇEK KÖYLERİNDE,

    SARIÇAM ORMLANLARININ GÖBEĞİNDE

                     KOYUN SÜRÜLERİ OTLUYOR!  

    İnanmayanı ilk Kars uçağına binmeye, Ankaradan iki saatlik bir yolculuktan sonra Kars- Hanak yolunun hemen sağında, Kür nehrinin kenarındaki güzel ormanları izlemeye çağırıyoruz! Bu ormanların göbeğinde de koyun sürüleri otlamaktadır!

    Onlarca yıl önce Cumhuriyet Hükümetince bölgeden uzaklaştırılmış beylerin mirasçıları, iki köyün otlağını, ormanını, Kür nehrinin güzellikler dolu yamaçlarını sahiplenmektedir. Orman İşletmesiyle beylerin tapuları arasında çelişkiler vardır. Yasal süreç bitmemiştir ama bölgedeki otlaklar ve ormanlar, Iğdırlı sürü sahiplerine kiraya verilmiştir; bölgeye yüzlerce koyun girmiştir. Çoktan korunmaya alınmış olması gereken Altaş, Ölçek ormanlarında, Hazar'a Anadolu'nun ezgisi, öyküsünü taşıyan Kür nehri kenarlarında, Maranın Deresinde, Kalecikte, fidanlıklarda, Çıldır yolunun hemen altındaki güzelliklerde, yer, sınır tanımayarak otlamaktadır koyunlar. Otlakların, ormanların, insanların, yörenin geleceği göz göre göre yok edilmektedir. Bu kadar mı sahipsizdir bu ülke?

    Ormanların belki de ilk büyük düşmanı, yıllardır çamları tek tek kesip yot eden, satan, ağaç gördükçe eli kaşınan, ağacı kesip kumara yatıran, evinin üstünü örten, çam fidanını tarım aracına sap olarak olarak kullanan, göçebe gelenekli yöre köylüsünün yanında çok daha güçlü, dişli orman düşmanları vardır bugün... Ormanların devletçe korunmasının çok daha gerisinde, çok daha ümitsiz durumlardayız. Ormanları koruması gerekenler ormanların yok edilişine sanki yardımcı olmakta, yol açmaktadırlar.

    Dünyada eşi bulunmayan, yapay olarak oluşturulamayan ve yanmayan tek orman cinsi olan, elli altmış ayaklık, yalnız sarıçamın barındığı, altı çimen, çiçekle kaplı, gelecekte bir gezgin cenneti, ülke için bir büyük gelir kaynağı olabileceğini düşündüğümüz güzel ormanlar, aymazlığın, yasak savmanın, küçük çıkarların kurbanı olmaktadırlar! Bir yandan kardeş kavgasına, insanlar arasında ayrılıklara, aykırılıklara yol açabilecek uygulamalar sürerken, bir yandan ülke zenginliklerimiz, doğal güzelliklerimiz yok edilmektedir! Rio de Jenerio'da, 1992 yılında katıldığı çevre toplantısına karşın, bölge ormanlarını tüccara, ağaç hırsızına yem yapmayı sürdüren yetkililerimizin son başarıları, ormanlara koyun sürüleri sokmak olmuştur! Ülke ve yöre geleceği üç kuruş için satılmaktadır!

    Onlarca yıldır yöre ormanlarıyla ilgili bir sıklık, yoğunluk, verim, gelecek araştırması yapılmamış, onlarca yıl önceki haritalarla, masa başında alınan kararlarla bölgeye kesim emirleri gönderilmiş, yöre köylülerinin yağmaladığı, bilinçsizce yok ettiği ormanlara bir yandan da, devletin hesapsız, programsız, kuralsız, tüccarın yönlendirdiği kesim kararları inmiş ve en sonunda ormanlara koyun sürüleri sokulmuştur! Uluslararası konferansların, altına imza atılan sözleşmelerin, dışarda sözüne güvenilir bir ülke olmanın, onurun, sevginin yeri yoktur kitabımızda! 

    Kuvayımilliye ateşinin ilk yandığı yaylalara, mandaya, sömürge olmaya ilk başkaldıran Kars ve Ardahan yöresine ilgi ve dikkat istiyoruz. Adalet, sevgi, dostluk, kardeşlik ve yardım istiyoruz! Ülkemizi ve insanımızı seviyoruz! Hiçbir çıkar ilişkisi, hiçbir aymazlık, ülke geleceğini, doğal güzelliklerimizi, dostluğu, sevgiyi, kardeşliği yok etmemelidir!            Dr. A.Alper Akçam  0224 5663411, 5663056, 2321045,  0532 7650723