GENE HUKUK, GENE DEMOKRASİ,
İlgili suçlama dilekçesinde, Ahmet Acar, Altaş ve Ölçek köyleri arasındaki arazisini, bu yıla değin ucuz fiyatlarla, yöredeki insanlara kiralamış olduğunu, bu yıl, dışardan kiracı bulduğunu, eski yıllarda ucuza kiralama yapanların, bana da çıkar sağlayarak yazıları yazdırdığını iddia etmekteydi. Yaşamımın hiçbir döneminde, bencillik, çıkarcılık yapmadım. Hiçbir davranışımda, hiçbir yazımda bir kişisel çıkar gözetmedim. Ne bu satırların yazarını, ne de aynı dilekçede suçlanan babası, Dursun Akçam'ı satın alabilecek parayı basacak matbaa yoktur yeryüzünde... Ahmet Acar'ın arsalarını kime kiraladığı, kaça kiraladığı umurumuzda bile olamaz. Bir tek koşulla: Yöreye, ormanlara ve insanlara zarar vermemek! Kamu geleceğini tehlikeye sokmamak!
Şikayet dilekçesi sahibinin bilmesi, ya da yöre insanlarından öğrenmesi gerekir! Bizler arsa kiralamaya, miras paylaşmaya, ya da birşeyler kazanmaya gelmiyoruz memleketimize. Dededen kalma topraklarımızın kullanım hakkını, onlarca yıldır, genç yaşta aramızdan ayrılan bir Ölçek köylüsüne, dünyanın en güzel insanına, rahmetli küçük amcam Ebubekir Akçam'a ve onun çocuklarına bırakmayı ilke edinmişiz. (Çınar yayınları- Islaktı Gözleri- Merhaba Ebubekir Akçam adlı öyküde destanlaştırılmış bir yaşam... Onay Kitabevi'nde meraklısına...)
Onlarca yıldır hemen her yaz, olanak bulursam kış; gelirim, sekiz yaşında ayrıldığım memleketime. Hekimsiz, olanaksız Ardahan yıllarında, yıllarca çantalarla ilaç taşıdım köylülerime. Daha ben kalkmadan, konuk kaldığım evin kapısında sıraya girmiş köylülerime, komşu köylülere, beş kuruş istemeden baktım, yaralarını sardım, ilaçlarını verdim. Son yıllarda gerek kalmadı böyle bir eyleme... Sağlık hizmetinin sürekli olması gerekliliği, Ardahanda da birçok hekimin iyiniyetle görev yapıyor olması nedenleriyle son yıllardaki Ardahan günlerimde hekimliğim geri plandadır.(Başarılı sağlık müdürümüz, Dr. Erkan Özdemir'e, bir satır arası selamı!)
Herkesin kaçtığı, kalanların bir kısmının da çıkın doldurmaya baktığı memleketime, hemen hiç ara vermeden geldim, şaşkın bakışlara aldırmayarak, köyüme, baba ocağının olduğu yere, büyük masraflarla ev yaptırdım. İmecesiyle, modgamlığıyla bana yaşamı paylaşmayı öğretmiş eli nasırlı yoksul insanların içinde yıkadım ruhumu.
Sayın savcılığınızı çok ilgilendirmeyen bir yaşam öyküsü anlatmak niyetinde değilim. Ancak, şikayet dilekçesi sahibinin uzun uzun aile övgüsüyle bir yerlere varma çalışması böyle bir yolu gerekli kıldı.
Aynı dilekçede, Dursun Akçam'ın da şikayet ediliyor olması, olaya trajikomik bir hava kazandırmaktadır. Ölçek köyünden çarıklı bir köylü çocuğu olarak çıkmış, Cilavuz Köy Enstitüsünden, ülke öğretmen örgütlerine, uluslararası üne, ödüller kazanmış yazarlığa uzanmış, kalıplara sığmamış bir yaşamın adamı olan Dursun Akçam, 2000 yazında, benim ısrarım ve Damal Belediye Başkanı Sayın Gülcemal Fidan'ın çağrısıyla Ardahan'a gelmişti. Gerek festival çağrı içeriğine, gerekse programına içi ısınmadı, festivale katılmadı. Baba ocağında üç beş gün geçirip gitti. Ahmet Acar'la, ya da başka bir kişiyle ilgili ne bir sözü oldu, ne de bir tek satır yazısı. Bir suçlama yapılırken azıcık da olsa, nesnellik, gerçekçilik gerekmiyor mu? "Çamur at, izi kalsın!" politikası kime ne kazandıracak?
Şikayet dilekçesi sahibi, daha iyi para verdikleri için arsalarını Iğdır'lılara kiraya verdiğini belirtiyor. Bir ayağı İran, bir ayağı Gürcistan gezen, kaçakçılığın, etnik gerginliklerin nedeni olan koyunların bölgeye getirdiği, binlerce büyükbaş hayvanı öldürüp Ardahan köylüsüne bir yıkım yaşatmış Şap ve diğer hastalıklara, otlakların uğradığı zarara ne diyorlar acaba? Koyun otlatanların kestikleri fidanlara, orman işletmesi dosyalarına girmiş orman ihlallerine, kesilmiş para cezalarına da bir diyecekleri olmalıdır. Kazanılan, edinilen paralar, yöreye verilen zarara değer miydi?
Ayrıca, dilekçe sahibine, evime "Ben derebeyiyim!" diyerek telefon eden, eşimi tehdit edenin kim olduğunun da mutlaka sorulması gerekir! Kimseyi "Derebeyi!" diye suçlamamıştım. İlk yazım dikkatli okunursa, "Derebeyilik anlayışına alkış tutanların..." eliştirildiği görülecektir. Kimdir bu eleştirilen anlayış ve davranışın sahipleri? Kamu görevlilerinin çabalarına karşın, orman ihlallerini, fidan kesmeleri sürdürenler, olaya duyarsız kalan politikacılar ve tüm Ardahanlılar... "Sarıçam ormanlarının ilk düşmanı, orman köylüsü!" satırları görülmemiş olmalı ki, benim belirli kamu görevlilerini suçladığım ileri sürülmekte, hatta daha ileri gidilmekte, iftiralar yağdırılmaktadır. Sevgiyle başlayıp sevgiyle bitmiş, dostluğa el uzatmış, herkesi dostluğa çağırmış bir yazıdan ürküten sonuçlar çıkarabilmek için, iyiniyet öngörüsünün bir kenara bırakılması gerekir.
Sayın savcılığınızın da bilmesinde yarar umuyorum. Yöre ormanlarının ve insanının geleceğini tehlikeye sokan, genel otlak kiralama olayı ve ormanlarla ilgili uğraşımı, kamu ve gönüllü örgütleri aracılığıyla sürdürdüm. Kimseyi kimseye karşı ne kışkırttım, ne de böyle bir niyetim oldu. Jandarma Genel Komutanlığı'na (Sayın Tümgeneral Osman Özbek'le bizzat görüştüm), Orman Bakanlığı'na, TEMA ve ÇEKÜL adlı vakıflara başvurularım oldu. Jandarma Genel Komutanlığı, başvuru yazımı, Ardahan İl Jandarma Alay Komutanlığına, gereğinin yapılması için gönderdi. Ağustos sonu, yöreye ikinci gelişimde de Alay Komutanımızı ziyaret ederek görüşlerimi aktardım. Başvuru yerim ve destek arayışımın adresi, kamunun kolluk güçleri, sivil toplum örgütleri oldu. Teröre, anarşiye, kavgaya prim verebilecek bir yapıda olmadığımı tüm yöre insanı bilir.
Özetçe, yasal yollarla, hukuk devletinden yana bir anlayışla, yöre ve ülke sevgisiyle düşündüm, davrandım. Dilekçe sahibinin iftiralarını hak etmedim. 300 yıldır orman olan bir bölgenin nasıl tapulu mal olabileceği, yahut yasal tartışması süren bir alanın kiraya verilmesinin nasıl olası olduğu gibi konulara, dilekçe sahibinin Ardahan'da, Jandarma Alay Komutanlığı ve heryerde hakkımda yürüttüğü karalama kampanyasına (son örneği savcılığınıza verdiği dilekçedir), canlı tanıkların Acar ailesiyle ilgili anlattıklarına hiç girmedim, girmeyeceğim. Kendisiyle kişisel hiçbir sorunum yoktur, olamaz da...
Saygılarımla arz ederim...