"MASALINI YİTİREN DEV"
Masalını Yitiren Dev, Ağından bir yoksul "çağan" ın çocukluk ve ilkgençlik anıları... Karakışta çıplak ayakla İstanbul sokaklarında hamallık yapan, çöplüklerde yiyecek arayan, yoksul köy evlerinde hayvanların sıcağına sığınan kimsesiz, küçük çocukların öyküsü... Acılar, yoksulluklar, özlemler üstüne kurulmuş... Ergani, Dicle Köy Enstitüsü'nün kapılarına varmış...
Okunmalı Masalını Yitiren Dev! Okunmalı ki, Anadolu nasıl masalsız bırakıldı anlaşılsın. Masalı olmayan bir çocuk oldu Anadolu, masalsız kalmış bir dev...
Bir masaldı Anadolu... Öykülere, romanlara, söylencelere sığmayan... Dilenmeyi değil direnmeyi seçenlerin masalı! Çıplak elle, sömürgeci saldırganları önce yurdundan söküp atan... Sonra, dağa, taşa, kurda, kuşa, esen yele, insan sevgisini, bilinci, inancı, onuru yazan... Çarıklı, yalın ayaklı, bitli, yayla çobanlarının, kavruk, yoksul, yarık dudaklı bozkır çocuklarının, Kuvayımilliye aydınlığıyla, güneş gözlü önderlerin öncülüğüyle, elleriyle kurdukları bir koca yapıt... Bir "Kutsal İsyan!" Cilavuz'dan, Dicle'den, Hasanoğlan'dan, Düziçi'nden, Savaştepe'den, "Dört yön, onaltı rüzgar"dan, Köy Enstitülerinden yükselen bir dev masalı...
Yoksul, aç, kavruk birer köylü çocuğuydular. Çobandılar, hamaldılar... Dünya ölçütünde yazın ustaları, özgür eğiticiler, halkından kopmamış devrimciler, özsuyunu bala çeviren arılar oldular... Orada yetişenlerden öğrendik öğrenmeyi! Ve öğretmeyi... Aydınlığın, inancın, bayrağın, elden ele, kuşaktan kuşağa aktarılması gerektiğini... En önemlisi de, onurlu olmayı!
Yediler, bitirdiler. Elele verdiler. Hırsızlar, uğursuzlar, sahte milliyetçiler, çeteciler, yapay gübreyle beslenmiş özentili aydınlar... Ülkesinden, halkından kopuk, aşağılık kompleksinde bunalmış İkinci Cumhuriyetçiler... Mandacı, İtilafçı kalıntıları, Sevr özlemcileri, varsıl kulları, emperyalist gizli servislerin eli silahlı oyuncuları... Elele verdiler. Dilencileri, çağdışı mürtecileri, soysuzları baştacı ettiler. İnancı, onuru, sevgiyi yediler. Anadolu'yu masalsız bıraktılar.
Ağın dağlarından, Beşiktaş pazarlarından, Ardahan yaylalarından, Diyaribekir havuşlarından, Toros eteklerinden, Karadeniz dalgalarından, Hasanoğlan bozkırlarından çocuklar okuyamıyorlar şimdi. Onları, yokluğa, yoksulluğa tutsak ettiler. Yolları kapattılar. Yalnızca varsıllar için dönen bir dünya yarattılar.
Okudukça bilenmeli insan, okudukça yücelmeli. Ve tükürmeli ihanetin yüzüne... Öylesine duygu yüklü, öylesine yoğun bir kitap Masalını Yitiren Dev...
Ellerine, kalemine sağlık Adnan Ağabeyim... İnancına, onuruna sağlık...