Tasavvuf ve Benzeri Düşünce Neden Güçleniyor?

ABD’nin İslam dini ve dinin günlük yaşamda egemenliği üzerine yaptığı çalışmalar, İslam dünyası aydınları tarafından da açıkça gözlenebilmektedir. İran İslam Devrimi yönetiminin öldürme tehditleri altında yaşamakta olan Amir Taheri’nin söyledikleri çok anlamlıdır: “İlginç olan şey, bazı Batılı aydınların biz Müslümanlar’ın zamanda geriye gitmemiz, köklerimize inmemiz ve gelenekleri elden bırakmamamız gerektiğini düşünmeleri ve bizim genç insanlarımızın da bu ithal ‘kaynağa dönüş’ fikrinden oldukça etkilenmeleridir. Niçin Batı kendi kaynaklarına, bu kaynaklar her neyseler, dönmüyor?” (Amir Taheri’den aktaran Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında, s 437)

Taheri kardeşimizin ayrımında olmadığı şey, 1996 yılında kurulmuş, ABD Başkanı’na direkt bağlı ACRFA (Advisory Committee on Religious Freedom Abroad / Dış Ülkelerde Din Hürriyeti Danışma Komitesi) aracılığıyla Batı’da da benzeri çalışmaların yapılmakta olduğu, ancak geçirilmiş bir “Rönesans-Reform-Serbest Rekabetçi Kapitalizm” çağının insan zihniyetleri, algılama mekanizmaları üzerinde yaratmış olduğu değişimin birden yıkılamadığıdır.

Günümüzde egemen kültürün hangi doğrultuda çaba gösterdiğini görebilmek için, Batılı aydınların bazı saptamalarını anmanın da yararı olabilir: "Almanya'da karşı kültür anti-modernizm ile pre-modernzimden oluşan bir karışımın eline düşmek üzereyken, egemen siyasal güç içerisinde pre-modernizm ile postmodernizm arasında meşum bir ittifak oluşmaktadır" (Jurgen HABERMAS'tan alıntılayan PERRY ANDERSON, POSTMEDİRNİTENİN KÖKENLİ, S 59).  

Batı toplumunda da yeniden pre-moderne dönüş doğrultusunda önemli adımlar atılıyor...

Papa 16. Benedik olarak ün yapmadan önce tüm söylemlerinde İslam ve Türkiye karşıtı anlatımlar kullanan, Türkiye'nin Batı'nın 1789'da benimsediği seküler yaşam biçimine uygun olamayacağı için AB'ye girmesine karşı çıkan Kardinal Ratzinger'in kitaplarının Herry Potter'i geride bıraktığı dönemlerde Türk ve Müslümanlar'a yapılan saldırıların artmış olduğu gerçeğini de unutmayalım.

Kültürel değişim ve gelişmelerin arkasındaki Şarkiyatçı emperyal itici gücün ayrımına varamadıkça gözlemciliğimizin derinleşmesi olası değildir...