ÖNCE ONUR!

Hangi yanından bakarsanız bakın, toplumumuzdaki, tek tek bireyimizdeki, öğrencimizdeki, onlardan önce de hekimimizdeki, öğretmenimizdeki yozlaşmanın çürümenin güzel bir yansımasıdır, kişiliğimizin aynasıdır, RAPOR... Rapor, hastalık nedeniyle verilen işgöremezlik bildirimidir. İşe, okula sağlık nedeniyle gitmenin sakıncasını gösteren belgedir. Bizdeki raporu alan öğrencilerimizin, binlercesinin, onbinlercesinin hatta, yüzbinlercesinin rapor gerektirir bir durumu, bir rahatsızlığı olmadığını kendisi de bilmektedir, raporu veren hekim de, raporu dosyalayan okul yöneticisi de, öğretmeni de. Birbirimizi kandırmaktayız kısacası ve kendimizi kandırmaktayız. Çünkü işimize de saygımız yoktur, kişiliğimize de, toplumuzun geleceği genç kuşaklara da! Onursuzluğumuzu, yalancılığımızı belgelemekte, birbirimizin yüzüne bakarken de gülmekteyiz! "Toplumdaki saygınlığımız yok oldu!" diye bağıran hekimimiz, hasta olmadığını bildiği öğrenciye, mesleğini kötüye kullanıp raporu imzalarken, ve çok büyük bir iş yapmaktaymış gibi gülümserken aslında kendi ipini çekmekte, kendi saygınlığını ayaklar altına almaktadır! O raporu alan öğrenci, daha gencecik yaşta yalan bildirimde bulunmaya, yalanla iş yapmaya alışmaktadır! O raporu kabul eden yönetici ve öğretmen de oynanan oyuna ortak olmakta, öğrencisini rapor almaya yönlendirmektedir. Yılların, ayların hazırlığını gerektiren, koca bir orta öğrenimi sorgulayan üniversite giriş sınavına gecikmiş hazırlığın üç beş günlük, bir iki haftalık raporla tamamlanamayacağını bile bile bu çirkin oyunu sürdürmekte, pişkinliğimizi yere göğe sığdırmamaktayız!

    Çok da yadsımamak gerek. Belki... Binlerce yıldır antika medeniyetlerin, tefeci- bezirgan egemenliğin cirit attığı, yalanın, hilenin, dalaverenin baş tacı edildiği topraklara sonradan konuk gelmişsek de, uyumda güçlük çekmemişiz demek ki!  Antika medeniyet diye adlandırılan, yeryüzünde yerleşik insan topluluklarının toprağı ilk işlediği, ziraatın ilk öğrenildiği, Mezopotamya toprakları, Hindistan, Pakistan'ın geniş deltalı bölgeleri, yazının, paranın, devletin ve birlikte yalanın, sömürmenin, insan ezmenin, böbürlenmenin, kast yapısının ilk doğduğu yerlerdir. Bir türlü kapitalizme sıçrayamamışlardır, yeryüzünün en önce ileri gitmiş yöreleri olsalar da içinde bulundukları bataktan kurtulamamışlar, birbirleriyle boğuşmayı sürdürmüşlerdir.

    Uzak Asya'da,  Kuzey Avrupa'da antika medeniyetin, tefeci-bezirganlığın insan özünü kirletemediği yörelerde doğmuştur kapitalizm. Yalan söylemenin, onursuzluğun ayıp sayıldığı yerler yeryüzünün en gelişmiş yerleri de olmuştur. Çalışkanlıklarını, alçakgönüllülüklerini, onuruna leke sürdürmeyen kişiliklerini örnek göstermiyor muyuz? 

    Amacımız, bugün emperyalist aşamaya gelmiş, savaşın, doğa yıkımının, trafik terönünün, petrol kavgasının, soykırımların sorumlusu kapitalizme övgüler düzmek değildir! İnsan özümüzü sorgulamaya çağırıyorum...

    Ve anımsamamız gereken başka şeyler de var! Türkiye toprakları bir sentezler karmaşasıdır. O karmaşada, yalanı, dolanı, hileyi, dünya malına tutkunluğu, yoldaşına, komşusuna tepeden bakmayı elinin tersiyle itmesini bilmiş, sosyalist özlü göçebe alpler, gaziler de vardır. Ve o sentez içinde kendisine uzatılan rütbeyi, parlak geleceği fırlatıp atmış, çıplak elle emperyalizmi bu topraklardan söküp çıkarmış Mustafa Kemaller de... Yalanı, hileyi günlük yaşamının parçası yapmış çirkin politikacıların, çıkarı için yaşayanların, yaşadığı topluma, kişiliğine, onuruna saygısı olmayanların, meydanlarda o büyük devrimcinin adını anmaya hakları yoktur, olmamalıdır!

    Mustafa Kemal Atatürk'ten ilk öğrenmemiz gereken, onurlu olmaktır! 

                              *****

                        Dr.Alper Akçam

                        Yeni Mudanya Yolu Çağrışan Mevki

                        Eczacılar Sitesi- P.K. Eczacılar

                        Mudanya- BURSA

                        Tel: 0 224  2321045   0 224 5663411