Köy Edebiyatı Üzerine Kulak Dolması Üfürümler

378: Köy Enstitüleri köyü pasifize etmek için kuruldu.

237: Tarihsel perpektifin yitirilmesinde ve geçmişin çözümleme düzleminden çıkarılmasında, harf ve dil devrimlerinin başlıca rolleri olduğu kesin. 


 

İnci Aral, 4 Ocak 2011 Tarihli Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde Necati Cumalı’yı anlattığı “Ay Büyürken” başlıklı yazısında şöyle diyor:

“Yazar, toplumsal konulara önem vermekle birlikte kaba bir toplumcu gerçekçilik çizgisine hiç düşmemiştir. Köy edebiyatı kalıplarına yüz vermeyişi, köylüyü kusur, zaaf ve erdemlerini abartmadan yazması, ‘Cumalı’yı özgün kılmış, yazarlığının estetik düzeyi ise adını parlak bir çizgiye taşımıştır.”

Sormak gerekir “İnci” hanıma, bu “köy edebiyatı kalıbı” nasıl oluyor. Ya da Necati Cumalı gibi orta sınıf bir Balkan geleneğinden gelen Necati Cumalı ile “köy edebiyatı”nın ne ilgisi olabilirdi?

Köyü yazan bir edebiyatın estetik dışı olacağını kimden duymuştu? 

Sözgelimi, Kaplumbağalar, ya da “Yoz Davar”da estetik yok mudur?

Aynı yazısında incilerini döktürmeyi sürdürüyor yazarımız: “Cinsellik, toplumsal edebiyatın ihmal ettiği bir konuydu”

Biz de, “İnci” hanımımızdan en kaba “toplumsalcı” yazından bir iki örnekle bu tezini örneklemesini istesek…