ERMENİ KONFERANSI VE TARİHİN “TEKERRÜR”Ü...*

Konferansın hazırlık biçimi, sunulan bildiriler, çıkan tartışmalarla dönüp dolaşıp tarihin tekerrür edip etmediği sorusunun gizlendiği bir yere geldik sanki! Doksan yıl öncesine kadar uzanmış, iki halk arasındaki çok acı olaylarla anımsanan bir olaylar dizisi çevresinde oluşan sözcelem, bugün de insanlık tarihinin yüz karası olmayı sürdüren savaşlar için bize bir ışık, bir anlam taşımıyor, yol gösterici olamıyorsa, kim haklıydı yavan sorusunun etrafında bir kaşık suda fırtınalar koparılıyorsa, güdülenmiş art niyetler “önce o vurdu amca”, “yok ya, o da benim anama sövdü” itişmesinin arkasına gizlenmeye çalışılıyorsa, tarih “tekerrür” ediyor ve daha çok edecek demektir! Yeryüzünde hâlâ kentler bombalanıyor, hâlâ günahsız insanların ve çocukların cesetleri yerlerde sürükleniyor, insanlar açlık, ilaçsızlık, işkence ve acı içinde ölüyorsa, cennet düşlemli canlı bombalar kendi soydaşlarıyla birlikte canına kıyıyorsa, 1789 Burjuva Sosyal Devrimi’nden bu yana söylenip duran, örgütlü insanın geleceğini değiştirip daha iyi bir dünya kurma erkine sahip bulunduğu görüşü de geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır! 

Tarih, bilgi birikiminin kendi oluşum koşullarından soyutlandığı, dondurulduğu metafizik bildirilerin cirit attığı bir körler kavgasına taşınıyor.  Soyutlanmış ve dondurulmuş bilgi, insanlık için bilgi olamaz! Olaylarda yol göstericiliği, düğüm çözücülüğü yapacak olan, arşiv fareciliği de değildir! Her şey gün gibi apaydınlık, güneş kadar tartışılmazdır. Bir “Ermeni Soykırımı” savı etrafında yıldırımlar yağdıranların o tarihi bilgi yüklüymüş gibi görünen tezlerinin arkasında Kafkas petrollerinin, Anadolu ve Ortadoğu zenginliklerinin savaşta oynadığı rolün sözü edilmiyorsa, o tarihlerden onlarca yıl öncesinden başlayarak Doğu Anadolu ve Kafkasya’da cirit atan İngiliz birliklerinin, ajanlarının ne aradığı sorulmuyorsa, “kana kan intikam!” diye gösteri yapanlar Turan’a ulaşmak için Anadolu çocuklarını yalınayak karlı dağlarda kırdıran “üstün ırk”çı İttihat Terakki’nin arkasındaki diğer “üstün ırkçı” Alman Emperyalizmi’ni bilmezden geliyorsa, tarih tekerrür etmeyi sürdürecek ve büyük insanlık, bir avuç azınlığın oligarşik iktidarları için birbirini boğazlamaktan vazgeçmeyecek demektir! 

Doğduğu günden bu yana savaşsız doyamayan üretim ve tüketim çılgını kapitalizmin, dünya halklarını birbirine düşürüp tüm doğal kaynakları bir haydut gözüdönmüşlüğüyle yağmalayarak doğanın içine eden emperyalizmin somutça adının geçmediği her tarih tezi, eksik değil, baştan aşağı yanlış ve yalandır! Tarihe bakarken, halklar, milletler arasındaki savaşların sorumluluğunu taraflardan birisine yükleyip diğerini aklamaya çalışarak acıların bedelini halkların ödemesini isteyenler, hangi niyeti taşıyor olurlarsa olsunlar, emperyalizmin değirmenine su taşıyan şaşkın ördek yavrularıdır. Onlar, tarih tekerlerini kendileri için “tekerrür” den yana döndüren haramilerin insanlıktan çaldıklarını sessizce götürdükleri arabaların tekerlerine yağ dökme yarışındadırlar.  

Emperyalist güçler, aslında kendi yol açtıkları halklar arasındaki kanlı bir savaştan on yıllar sonra “Ermeni Soykırımı” savını gıdıklayarak yeni düşmanlıklar, yeni karmaşalar, yeni pazar alanları yaratıyorlar. 

Konferansta “Ermeni Soykırımı” savı üzerine bildiri sunan adlardan bazılarının bir zamanlar emperyalizm üzerine nutuklar atıp “Bağımsız Türkiye” diye haykırırken bugün Batılı ülkelerdeki üniversite kürsülerinde, sosyal yardım fonlarında bal tutup parmak yalamayı yeğliyor olmalarıysa, tarihin en çarpıcı ironisi olarak duruyor karşımızda... 

                                    27 Eylül 2005.

Alperakcam@gmail.com, alakcam@yahoo.com

 

*Bu yazı 2004 Kasım ayında Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.