BİZE Mİ SORDUNUZ…

Bize mi sordunuz, bulvarlarımızın, caddelerimizin iki yanına koca çelik yığınları, çarşıların içine ışıl ışıl dükkânlar kurarken? 

Bize mi sordunuz insan yerine yürüyen teneke yığınlarını, güneşi, rüzgârı tutuklayan beton yığınlarını, karşılığında ruhunuzu bile satışa çıkardığınız parayı severken?

Bize mi sordunuz orman alanlarını kırıp her biri bir saray yavrusu koca kaşâneler yaparken?

Bize mi sordunuz, halk çocukları, karakışın donduran ayazında, yazın yakıp kavuran güneşinde, sırtta koca çanta, elde tüfek, can korkusu içinde dağ dağ askerlik yaparken, Avrupa’da, Amerika’da kısa bir süre işe sokup “yirmi günlük kamptaki memet bey” pozlarıyla askerden kaçırdığınız her çocuğunuzun altına iki dört çeker jip birden çekerken?

Bize mi sordunuz, on yıllar önce başlamış toplu taşımacılık girişimlerini bile yarım yamalak bırakıp, demirden kömüre, pamuktan gazeteye, insandan ineğe, her şeyi kamyona, otobüse, kara ulaşım araçlarına yükleyip ülkenin varını yoğunu petrol şirketlerinin cebine aktarırken? Her bayram gününü kan ve kaza furyasına çeviren karayolu taşımacılığını petrol ve asfalt patronlarının yönettiğini gizleyip, bir marifetmiş gibi, alanlarda, ekranlarda, bilmem kaç bin kilometre bölünmüş yol yaptık diye övünürken?...

Şimdi de diyorsunuz ki, “enerji açığı var”, verin suyunuzu bize, HES kurup elektrik üreteceğiz! 

Anadolu’nun dört bucağındaki nehirlere, derelere, tüm akarsu kaynaklarına bok sinekleri gibi üşüştü uluslararası finans kapitalin uşakları. Yapıp işletip devredecekler, kırk yıllığına enerji satacaklar… Onlar, doğanın insana sunduğu suyu elektriğe çevirip para kazanacaklar; siz de üstüne basacaksınız vergiyi, benzinde mazotta olduğu gibi, orada da doğayı dolaylı vergiye bağlayıp ceplerinizi doldururken bir ufak sadaka da yoksullara atacaksınız. 

O ki sormadınız bize?... Hiç kusura bakmayın; ne oy vereceğiz size… Ne de Anadolu konukseverliğini göstereceğiz…

Hele bir bakın ki, ne diyor Karadeniz uşağı: 

 

 

              www.alperakcam.com , alperakcam@gmail.com