POLİTİKADA ARDAHAN'I DÜŞÜNMEK

Bu sesleniş, Ardahan'ı kese doldurulacak bir sürgün yeri, ilk fırsatta farelere terkedilecek batmakta olan bir gemi gibi görenlere değil... Onlarla hiç işim olmadı. Pardon, oldu... 2000 yılında, kuraklığın, hayvan hastalıklarının, yoksulluğun inlettiği bir yaz mevsiminde Ardahan'ın Sarıçam Ormanlara ve bir doğa harikası, yöre insanının geçim kaynağı olan Ardahan yaylalarına salınmış yabancı koyun sürülerine karşı sevgili Kemal Gültekin'le birlikte verdiğimiz mücadelede  sıkıntılı günler yaşattı onlar bize... 

    Herşey oldu bitti, geride kaldı, Ardahan kazandı. Bir tek destek sözcüğü, bir minnet anlatımı duyamadık; canı sağ olsun Ardahanlıların... Ardahan'ı düşünen Ardahanlı'yı mumla aradığımız günlerdi. 

    Bir kez daha "Ardahan'ı Düşünmek" gerek bugün. Politikada Ardahan'ı... Yaklaşan erken seçim nedeniyle birbiri ardısıra politika kulvarında yarışa soyunan dostlarıma sözüm. Umarım, ayağını Ardahan toprağına basmaktan haz duyanlar kazanır seçimi; umarım kendinden önce, ya da kendiyle birlikte Ardahan'ı düşündüğü için politikaya girmiş olanlar başarılı olurlar. "Umarım"dan öte bir şey söylemek olası değil. Çünkü, siyasi partilerimiz ve politikamız henüz ortaçağ kalıntısı derebeyi davranışlarından kurtulabilmiş değil. Alacaklılarımız istediler diye bir haftada on beş yirmi yasa çıkardık da, demokrasimizin demokrasi olabilmesi için çok gerekli siyasi partiler yasasını çıkarmaya zamanımız olmadı! Ankara'dan kim konacak Ardahan listesinin başına diye, el böğrümüzde bekleyip göreceğiz. Sultanlarımızın, pardon, liderlerimizin iki dudağı arasındayız. Seçeneklerin değil sunulanların seçimini yapacağız. 

    Ülkede, seçimden sonra da genel politikada çok şeyin değişmeyeceğini, seçim kararı alınırken, partiler parçalanırken yaşananlar zaten gösterdi bize. Ülke barajını aşması olası siyasi partilerimizden hiçbirisi Batılı alacaklılarımızın, Dünya Bankası ve İMF politikalarının dışında bir politika yapmayacak. Üretime, yerel politikalara, tarıma, hayvancılığa dayanan, ülke gerçeklerinden üretilmiş bir ekonomik politika istemiyor partilerimiz. Parayla para kazanma ekonomisinin, borçla borç ödeme batağının, tefeci örgütleriyle, TUSİAD'la uyumun karşısına çıkabilecek yok. Dünya varsılı ABD, Avrupa Birliği sözcülerinin gösterdiği kulvarlarda, büyük olasılıkla da onların varsıllığını, bizim yoksulluğumuzu arttıracak bir yolda (liberal ekonominin kaçınılmaz sonucu...) yarışacaklar.  

    Bari biz değişelim... Seçmenimiz, bizim çocuğa iş, kaynımın Ankara'ya atanması, benim için özel bir kredi, bir öncelik, bir ayrıcalık, önüne atılacak bir kırıntı beklentisiyle, vara yoğa şakşakla oy atmayı sürdürdükçe, seçtiğinin de, bunca para döktüm elbet kazanmalıyım bireycilliğini aşması, bende bir hikmet olmasa bunca alkışı alır mıydım böbürlenmesinden kurtulması çok zor. 

    Umarız her dönemeçte parti, politika ve inanç değiştirenler, kürsü buldukça nutuk atmaktan öte iş yapmayanlar yerine Ardahan'ı düşünen dostlarımızdan da kazanan olur... Yerel politika, sütün, hayvanın para etmesi, ormanların ve diğer doğal varlıkların korunması, güçleri birleştirip güçlü üretici örgütleriyle piyasaya kaliteli ürün sürme, birlikte mücadele, birlikte davranma kaygıları öne geçmedikçe, Ardahan'a da yararı olmayacak seçimlerin. Ardahan'ın geleceğinin birlikte davranmakta, üretici örgütlenmesinde, dünya harikası kır çiçeği florasından üretilmiş havyvancılık ürünlerinde, balcılıkta, dağ ve yayla turizminde olduğunu görebilenleri, sezebilenleri  göndeririz temsilci olarak. Umarız....

    "Ardahan'ı Düşünmek" düşüncesinde olanlara başarı dileklerimizle... 

                                    30 AĞUSTOS 2002