LACİVERT…

Hani en karanlık, en soğuk kışlara direnmiş bir çekirdeğin gücü, bir tohumun sabırsızlığı… Zemheride gül açar mıymış? Açarmış…

Bazı şeyleri tarife az gelir dilin gücü; söz, anlattığının topuğunda kalır…

Öyle bir şey sanki bu Lacivert Dergi… Hele de derelerin tutuklandığı, nehirlerin karardığı, denizlerin pis sümüksü örtülerle yaşamdan uzaklaştığı, bin bir türlü kirliliğin boyumuzdan aştığı şu son günlerde… 

Bir avuç insanın bütün kötülüklere, bütün karanlıklara, bütün yozlaşmalara, sanatın da o yozlaşmaya ortak oluşuna, hor ve kötüye kullanılışına göğüs gerişi… Umutları tazeleyen, inatları perçinleyen, somut, elle tutulur, gözle görülür… Geçip giden yıllara, bütün olanaksızlıklara meydan okuyan. 

İnsandan insana, insandan doğaya uzanan bir köprü… Akıp gitsin bütün bulanık sular; akıp gitsin karanlık fırtınalar… İyilikten iyiliğe, güzellikten güzelliğe, sorgulayan ve eleştiren akıldan öte geçelere… Öte geçeleri buluşturan bir köprü Lacivert Dergi. 

Lacivert’in varlığı, Lacivert’in çizgisi ve Lacivert’in, iyiden, güzelden yana olan bu tükenmez inadı…

Bir edebiyat dergisi… Gerçek, edebiyat için edebiyat, hayat için edebiyat demeyi sürdüren bir ocak gibi… 

Zerre kadar yer yok eğilip bükülmeye, zerre kadar yer yok birilerinin hoşuna gitsin diye özgün, özgür ve insan için sanatı önde tutan çizgiden ödün vermeye… 

En inanılmaz olanı, arkasında bir işletme, akçası bol bir ad olmayışı, sayfasında salt kâr amaçlı ilgisiz bir tanıtıma yer açmayışı… Lacivert Dergi için ne kadar çok övgü sözü aranıp bulunsa, arka arkaya getirilse, onun yarattığı atmosfer karşısında az kalır diyor insan…

Böyle bir derginin danışma kurulunda yer almaktan büyük bir onur var mı?

Yaşamını böyle bir derginin sürdürümü için harcamış bir avuç insanın çabasına tanıklık etmek dışında büyük bir katkıda bulunamamış olmaktan daha büyük bir mahcubiyet var mı?

100. sayıya ulaşmış, bir şeyler yazar mısın diye sorulunca yazmaktan öte yanıtı olamaz, yazmaya kalkınca da bir edebiyat dergisinin işlevi, dolaylı ve doğrudan etkileri üzerinde ukalaca nutuklar atmak yerine bazı övgü sözlerini sıralamaktan öte akla bir şey gelmez…

Zor bir görevdi Lacivert Dergi için yazmak; ama onu yıllar yılı çıkarmak ve yüz sayıya taşımış olmak kadar zor değil kuşkusuz…

En içten sevgimle çabalarını alkışlıyorum sizleri değerli arkadaşlarım, güzel yoldaşlarım… 

 

Alper Akçam